Ülke yeni bir eylem dalgasına sahne oluyor. Gerici-faşist rejimin toplumsal yaşamın bütününü hedef alan saldırılarına karşı biriken tepki ve öfke, kendini kitlesel eylem ve direnişlerle ortaya koyuyor. Faşist tek adam diktatörlüğünü kalıcılaştırma hedefiyle tırmandırılan baskı ve zorbalığın, düzen muhalefetini de fiili olarak hedef alması yaşanan sürecin fitilini ateşlemiş bulunuyor. Toplumsal yaşamda biriken çok yönlü sorunların dışavurumu olan bu süreç, ilk günden itibaren “İBB operasyonu” sınırını çoktan aşmış durumda. Söz konusu olan, gençliğin de dinamik bir güç olarak katıldığı heterojen bir yapıya sahip kitle mücadelesidir.
Gerici-faşist rejimin emekçi kitleler başta olmak üzere, toplumun önemli bir kesimini hedef alan ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel saldırılarının mayaladığı kitle hareketinin doğal olarak ileri ve geri yanları bulunuyor. Harekete katılan dinamikler biriken öfke ve tepkisini bir “toplumsal patlama” biçiminde ve mevcut bilincinin yön verdiği içerikte ifade etmeye çalışıyor.
Üniversitelerde ise süreç “akademik boykot” pratiği üzerinden somut talep ve istemler üzerinden ilerletilmeye çalışırken, aynı zamanda gerçekleştirilen forumlarla gençliğin inisiyatifi ortaklaştırılmaya çalışılıyor.
Gelinen aşamada İzmir’deki eylemlerin bütününe, hareket içindeki öznelerin yaklaşımlarına ve yaşanan gelişmelere dair sözümüzü söyleme hakkımızı saklı tutuyoruz. Ancak, özellikle Ege Üniversitesi’nde ortaya çıkan “karmaşa” üzerinden, hareketin bütününe duyduğumuz devrimci sorumluluk gereği birkaç noktaya dikkat çekme ihtiyacı hissediyoruz. Gençlik hareketi içinde kimi siyasal gruplar şahsında ortaya çıkan “tehlikeli” eğilimlere vurgu yapmak istiyoruz.
***
Ege Üniversitesi öğrencileri eylemlerin ilk gününden itibaren hareketin kitlesel bir parçası, kampüs içinde ve dışında gerçekleşen eylemlerin dinamik bir gücü oldular. Ege Üniversitesi’nde süreç akademik boykot ve toplanan forumlar üzerinden ilerletiliyor, yaşanan “karmaşalar” ise tartışma ve eylem zeminlerinde aşılmaya çalışılıyor. Kitle hareketinin doğası gereği yaşanabilecek “karmaşalar” anlaşılır yanlar taşır. Ancak, hareketin içinde yer alan siyasal öznelerin ve kimi grupların tutum ve pratikleri bu bağlamda hiçbir kabul edilir yan taşımaz. Kendilerine “boykot komitesi” ismini veren; komite bileşeninin nerede ve nasıl seçildiği bilinmeyen, görüldüğü kadarıyla kimi siyasal grupların bileşkesinden oluşan ve bu gerçeği dile getirmekten kaçınan “komitenin” dayatmacı akıl almaz tutumları, Ege Üniversitesi şahsında hareketi bölen dar grupçu pratiklere dönüşmüş bulunuyor.
Böyle bir süreçte hareketin tüm öznelerini kapsayan ya da kapsaması gereken forumlar olmasına rağmen, kendini bunun üstünde gören, forumlarda alınan kararların “kendi süzgecinden geçmesi” gerektiğine inanan, kim tarafından seçildiği, kimlerden oluştuğu, dolasıyla kararları nasıl aldığı “sır” gibi saklanan, tepeden inme kararlarla harekete yön verebileceğini düşünen bu bileşen, bir yandan “demokrasiden”, “birim temsilciliklerinden” bahsediyor öte yandan kendinden menkul bir biçimde öğrencilerin karar alma süreçlerine katılımının önünü tıkıyor.
Düne kadar katıldıkları, tartışma ve karar süreçlerine müdahil oldukları forumları, kendi “denetimlerine alamadıklarında” “gayrı resmi” ilan edecek kadar “sol duyarlılığını” kaybetmiş bir bileşenle karşı karşıyayız. “Önderlik” iddiasında bulundukları kitlenin geri eğilimleri karşısında açıktan tutum almak, hareketin ideolojik ve kültürel açıdan geri yanlarına müdahale etmek yerine devrimci örgütlenmelerin flamalarıyla uğraşanların, gelinen yerde kitlenin kültürel, siyasal ve ideolojik geriliğini bahane ederek, forumlarda alınan kararları “eylem güvenliği” vb. gerekçelerle manipüle etmeye çalışmaları, örneğin forum adına oluşturulan sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemeleri, verilmediği yerde ise bu konuda sorumluluk üstlenmiş öğrencileri tehdit etmeye işi vardırmaları inanılmaz olduğu kadar akıl dışıdır.
Kuşkusuz siyasal gruplar birlikte hareket edebilir ve ortak tutumlar alabilir, ancak bu tutum ve pratiği Ege Üniversitesi öğrencilerinin forumlar üzerinden yan yana getirmeye çalıştığı iradelerinin ve inisiyatiflerinin üzerine koyamazlar. Ortada forumlardan seçilmiş bir komite olsaydı bile bu olamazdı. Kendisini bir oldu-bitti ile “komite” olarak ilan eden bir yapı ile karşı karşıya olduğumuz yerde, bu kesinlikle olamaz!
Bu tür yaklaşım biçimleri gençlik mücadelesini, eylemlerini ve hareketin gelişim dinamiklerini boşa düşürmek dışında bir sonuç üretmez. Eğer forumlar etkisiz kılınırsa bunun sonucu örgütsüz kitlelerle devrimci-ilerici gruplar arasındaki açı daha da büyüyecektir. Aynı zamanda bu tutum, geniş kesimlerin örgütlü yapılara karşı güvensizliğini güçlendirecektir. Elbette her siyasal yapı ya da yan yana gelmiş örgütlü güçler kendi düşünce ve önerilerini hâkim kılmaya çalışabilirler. Fakat bunun kendisi forumlar gibi demokratik yapıların iç işleyişleri felç edilerek yapılamaz. Düşünceler açık ve doğrudan ortaya konmalı, burjuva siyasete özgü kapalı kapılar ardında alınan kararlar forum kararlarıymış gibi sunulmamalıdır. Forumlarda alınan kararların kim olduğu tam olarak bilinmeyen komite tarafından değiştirilmesi ya da yok sayılması sorumsuzluğundan vazgeçilmelidir.
Gelinen yerde sorun sadece “komite” diye adlandırılan yapı değildir. Bir de “temsilciler” sorunu var. Gözle görünmeyen “gizli komite” adına konuştuğunu söyleyen kişi ya da kişilere bakılırsa, bazı forum kararları “geçersizdir”, zira kararlar yalnız komitenin değil “temsilcilerin” de katılmadığı ortamda alınmıştır. Komite adına konuşanların “örgütlü” olduğu da sır değilse şayet; “temsilci nedir”, “komite nedir”, “forum nedir” vb. konularda az çok bilgisinin olduğunu varsayıyoruz. Ve sormak istiyoruz; eğer ortada gerçekten fakülte ve birim temsilcileri varsa bunlar neden forumlara katılmıyorlar? Yoksa onlar da mı “gizlidir”? Gençliğin öfkesinin kitlesel biçimler alarak kendisini dışa vurduğu şu günlerde, normal koşullarda omuz omuza yürümemiz gereken güçlerin üzerindeki “gizem” perdesi neyi örtüyor?
Eğer ortada birim temsilcileri varsa, bunlar birimlerde ne tür bir faaliyet yürütmektedirler? Temsilciler aynı fakültedeki diğer öğrencilerle yan yana gelip fakülte ve birim örgütlenmelerini oluşturmak için neden çaba göstermemektedirler? Bu birimlerdeki öğrenci arkadaşlarımız dahi temsilcileri neden bilmemektedir? Sizin fakülte ve bölüm temsilciliğinden anladığınız bir whatsapp grubuna birilerinin isimlerini yazdırmasından mı ibarettir? Eğer böyle ise nasıl oluyor da son iki forum kararı “temsilciler yok” denilerek geçersiz ilan edilmeye çalışılmaktadır? Sorular uzatıla bilinir. Ama tablo açıktır. Tüm bu karmaşa içinde saklanılmaya çalışılan kendinden menkul bir sözde “üst örgütlenmenin” kendini öğrenci hareketine gayet bürokratik bir şekilde dayatma çabasıdır. Bu yersiz çaba terk edilmeli, devrimci gençlik hareketi geleneğinde çok özel bir yeri olan forumlar hızla canlandırılmalı ve gerçek mücadele zeminlerine çevrilmelidir. Kendi haddini ve gerçekliğini bilmeden “küçük gruplar ortalığı karıştırıyor” diye veryansın edenler, şapkayı önüne alıp “biz nerede hata yaptık” diye düşünmeli ve izledikleri çizginin yol açtığı sorunlarla yüzleşme samimiyetini göstermelidir.
Devam eden sürecin bu tuhaf yanları üzerine söylenecek çok şey var. Ancak biz hareketin zarar görmemesi, fiilen etkisizleşen boykotun yeniden güçlenmesi için önerilerimizi ortaya koyarak sözlerimize şimdilik son veriyoruz:
-Hemen tatil ertesi bütün hareketi, dolasıyla hareket içindeki siyasal özneleri de kapsayacak şekilde büyük bir forum örgütlenmelidir.
-Eğer bir üst komite ihtiyaçsa bu komite bizzat forum içinde seçilmeli, bölüm ve fakülte temsilcileri de orada belirlemelidir. Bu temsilciler üzerinden forumların alta doğru inşası sağlanmalıdır. Bölüm toplantıları için tarihler hızla ilan edilmelidir.
-Diğer üniversiteler ile ilişkiler yine forum temsiliyeti üzerinden kurulmalıdır.
-“Tehdit, hakaret, küfür” gibi öğrenciler arasında birliği zedeleyen her türlü davranış mahkûm edilmeli, forumlarda bu açıdan ilkeler bütünlüğü kurulması için çaba gösterilmelidir.
-Irkçı, cinsiyetçi, baskıcı söylem ve sembollerin, bunların ifadesi olan görüşlerin özgürlük ve eşitlik isteyen, demokratik hak ve özgürlükler talep eden bir hareket içinde yerinin olmayacağı en açık biçimde dile getirilmelidir.
-Kendine “komite” diyen yapının marifetiyle meşruluk kazanan, Bornova’da neredeyse arkadaşlarımıza dönük fiili bir saldırganlığa yol açan, devrimci-ilerici kurumlara dönük (flama ve benzeri araçların kullanımı üzerinden) yasakçı girişimler mahkûm edilmelidir.
-Sosyal medya araçlarının tamamı yeni seçilecek komitenin inisiyatifine ya da bu işler için forum tarafından görevlendirilecek kişilere bırakılmalıdır. O zamana kadar son forumlarda alınan kararlar geçerli kabul edilmeli, “Ege Üniversitesi Öğrencileri” imzalı, Ege Forumu’nu ve onun sayfasını kendince gayrı meşru ilan eden açıklama, sahipleri tarafından geri çekilmelidir.
***
Yapılması gereken açıktır! Üniversitelerde forumlar üzerinden inşa edilmeye çalışılan irade güçlendirilmeli, giderek fakülte ve bölümlere doğru yayılan örgütlenmelerle bütünleştirilmelidir. Gençlik mücadelesinin gelişimi, bilinç ve örgütlenme alanında yaşanacak ilerlemeyle sağlanabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Patlayan öfkemizin ve ortaya koyduğumuz mücadelenin hedefinde elbette sermaye düzeni ve onun demir yumruğu gibi hareket eden gerici-faşist rejim yer almaktadır. Sermaye düzenine karşı verdiğimiz bütünlüklü mücadelenin önemli bir ayağını ise, burjuva gericiliğinin gençlik kitleleri üzerindeki felç edici etkisine karşı verilmesi gereken mücadele oluşturmaktadır. Bu sorumluluktan kaçınarak ya da türlü “gerekçelerin” arkasına sığınarak gençliğin birleşik, kitlesel ve devrimci hareketi inşa edilemez zira.
Devrimci Gençlik Birliği olarak bugüne kadar bu bakış ve tutumun yol gösterdiği bir pratiği hayata geçirmeye çalıştık, bundan sonra da bu konuda taviz vermeden yolumuzu yürüyeceğiz. Gerici yaklaşımlarla, tutarsız pratiklerle, harekete zarar verecek ve bölecek adımlarla uzlaşmaz bir mücadele içinde olmayı sürdüreceğiz.
Faşizme karşı omuz omuza!
Yaşasın gençliğin birleşik, kitlesel, devrimci hareketi!
İzmir Devrimci Gençlik Birliği
31.03.2025