Kadir Has Üniversitesi’nden bir öğrenci yazdı…

Özgürlük ve gelecek için sokaktayız

Bugün sokaklarda haykırdığımız talepler, yalnızca bizim değil, bizden önce direnenlerin ve bizden sonra mücadele edeceklerin de sesidir. Ve biliyoruz ki, kazanacağız.

  • Haber
  • |
  • Gençlik
  • |
  • 02 Nisan 2025
  • 12:37

Kaybedecek çok şeyimiz oldu ama kazanacak kocaman bir geleceğimiz olduğuna inanıyoruz. Direnişin ikinci haftasına girerken, gençlik mücadelesi sokaklarda haklılığını haykırıyor. Yıllar içinde biriken haksızlıkların, ellerimizden alınan yaşamın ve yarına duyduğumuz kaygının yüküyle alanlardayız.

Bu süreçte iki önemli şey deneyimledim. İlki, küçük değişimlerin zamanla büyük dönüşümleri doğurduğu. İkincisi ise, kitlesel eylemlerin insanlar için bir okula dönüşebilmesi.

Bu topraklarda adaletsizlik ve baskı ne yazık ki yeni değil. Yıllardır örgütlü mücadelede yer alanlar, en ön saflarda haksızlıklara karşı seslerini yükseltti. Bugün binlerce insanın sokakta olması, yıllardır yankılanan bu çağrının bir sonucudur.

Öğrenci dayanışması büyüyor

Kendi okulumda gözlemlediğim en önemli değişimlerden biri, öğrenci dayanışmasının güçlenmesi. Beş yıldır içinde bulunduğum okul, yalnızca sayıca az olsak da bir araya gelerek haklarımız için mücadeleyi sürdürmemizle gurur duyulan bir direniş geleneğine sahip. Okulun ticarileşmesine ve zam politikasına karşı yaptığımız toplantılar, ırkçı ve ayrımcı söylemlere karşı geri adım atmamak, haksız yere ihraç edilen hocalarımızın yanında durmak… Tüm bunlar, direnişimizi büyüttüğümüzün kanıtıdır.

19 Mart’ta başlayan sokak mücadelesi, yalnızca üniversite öğrencilerinin değil, hepimizin özgürlüğü ve geleceği içindir. Artan toplumsal adaletsizliğe karşı çözümün sandıklarda değil, sokakta olduğunu biliyoruz. Artık iyi bir yaşamı hak ettiğimizi haykırıyoruz.

Çünkü bizler, yıllardır süregelen hukuksuzluklara tanık olduk. Gezi Direnişi’ni duyduk, o günleri özlemle bekledik. Bardak çoktan taşmıştı, bir mücadele yolu arıyorduk ve sonunda sokaklarda bir araya geldik. Birbirimize sarıldık, öfkemizle, haklılığımızla yürüdük.

Mücadele bir okula dönüştü

Bu süreçte fark ettiğim bir diğer şey ise, kitlesel hareketlerin adeta bir okul işlevi görmesi. Sokaklara çıkarken herkes kendi derdiyle, kendi sloganıyla geldi. Günler geçtikçe bu sloganlar daha bütünlüklü ve kapsayıcı hale geldi.

Yaşamı boyunca politikadan uzak duran arkadaşlarımız bile meselenin herkese dokunduğunu anladı. Çünkü bu sistem, kim olduğumuza bakmaksızın, çarkını döndürebilmek için herkesi ezebilir. Maruz kaldığımız şiddet, yürüdüğümüz yollarda gözaltına alınmamız, en güvenli sandığımız evlerimizden yaka paça çıkarılmamız, gelecek hayaliyle gittiğimiz okulların ve bindiğimiz otobüslerin güvensizliği… Katillerimizin yarın sokaklarda serbestçe dolaşabileceği gerçeği, enkazların altında seslerimizin duyulmaması, yangınların içinde terk edilmemiz, dilimiz ve kimliğimiz yüzünden birbirimize düşman edilmeye çalışılmamız, doğanın tahribi… Tüm bunlara tanık olduk.

Bu şartlar altında, bir insan ya çıkış yolu olmadığına inanarak akıl sağlığını yitirir ya da robotlaşarak bu çürümüş düzende her gün kendini yavaş yavaş yok eden bir varlığa dönüşür. Ya da… Tüm bu korku iklimine karşı, her gün ölmektense yaşamak için haykırmayı, karanlığın içinden geçmek gerekse bile bir çıkış yolu aramayı, işkenceye maruz kalacağını bilse bile ilerlemeyi seçer. Ve bu uğurda, kitleyle birlikte mücadele eder.

Bu dayanışma ve bilinç, bize mücadelemizin ne kadar haklı ve gerekli olduğunu gösteriyor. Bugün sokaklarda haykırdığımız talepler, yalnızca bizim değil, bizden önce direnenlerin ve bizden sonra mücadele edeceklerin de sesidir. Ve biliyoruz ki, kazanacağız.

Kadir Has Üniversitesi’nden bir öğrenci