Bölgesel Asgari Ücret saldırısına karşı mücadeleye!

İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret talebini kazanmanın, Bölgesel Asgari Ücret saldırısını püskürtmenin, Saray rejimi ve hizmet ettiği kapitalistlerin pervasızlığını engellemenin yolu, işçi sınıfının “sınıfa karşı sınıfı” bakışı ile örgütlü mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir.

  • Kızıl Bayrak yazıları
  • |
  • Sınıf
  • |
  • 04 Mart 2025
  • 20:30

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, kapitalistlerin Bölgesel Asgari Ücret talebini bir kez daha dile getirdi. Avdagiç, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Türkiye’nin gelişmekte olan bölgelerindeki bir tekstil yatırımında çalışan 2 bin-3 bin kişi, o şehirdeki sosyal dengeyi, huzuru sağlayan en önemli unsurların başında geliyor. Dolayısıyla İstanbul’da belli bir ücretle çalıştıramadığınız insanlara, orada o ücreti verdiğiniz zaman hem onlar bu ücretle çalışmaya devam edebiliyorlar hem de o şehrin huzuruna, sosyal hayatına olumlu katkı sağlayabiliyorlar. İşletmeler süreçlerini devam ettirebiliyorlar. Buna biraz daha geniş bir spektrumda bakmak lazım diye düşünüyorum.”  

Küstahlaşan kapitalistlerin bu sözcüsü, AKP iktidarının açlık sınırının altına çektiği asgari ücreti halen “yüksek” bulduğunu, daha da aşağı çekilmesi gerektiğini pişkinlikle dillendiriyor.  

Bölgesel Asgari Ücret azami sömürü ve açlık demektir!

İTO şefinin asgari ücretli milyonları sefaletin kör kuyusuna atma talebi, sermaye cephesinin kolektif küstahlığıdır. Sermaye cephesi Bölgesel Asgari Ücret talebini sözcüleri aracılığıyla dile getirmektedir. Daha önce Bölgesel Asgari Ücrete ilişkin MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı da açıklamalarda bulunmuştu. “İşçilerin bölgesel asgari ücretten karlı çıkacağı” yalanını tam bir utanmazlıkla ortaya atmıştı.  

Bölgesel Asgari Ücret, bölgesel ekonomik eşitsizliklerden beslenmek isteyen sömürücü asalakları mutlu eder. Çünkü kapitalistler, gelir dağılımın daha da eşitsiz hale getirilmesini isterler. Çünkü emekçilerin payı ne kadar azalırsa, onların kârları da o kadar artar.

Bölgesel Asgari Ücret isteyen sermaye sözcülerinin açıklamaları, kendi içinde çelişkili ifadeler taşıyor. “Bölgesel Asgari Ücret bölgesel dengesizlikleri ortadan kaldırır” diyorlar. Oysa ki, asgari ücretin bile çok altında kalacak olan Bölgesel Asgari Ücretle dengesizlik daha da artacaktır. Zira Bölgesel Asgari Ücret, milyonlarca emekçinin ücretini daha da dibe çekecektir.

***

Asalak kapitalistler Bölgesel Asgari Ücret yoluyla işgücü maliyetini daha da düşürüp, kârlarına kâr katmaya çalışıyor.

AKP-MHP rejimi tarafından açlık sınırının altına çekilen asgari ücret “ortalama ücret” haline getirildi. Asgari ücretli işçi sayısı hiç olmadığı kadar yüksektir. Ekonomik kriz ve gerçek enflasyondaki olağanüstü artış nedeniyle asgari ücret dip noktaya çekildi. Bölgesel Asgari Ücret uygulaması ise işçileri bu ücretin de altında çalıştırma sistemidir.

İşçilerin yüzde 60’a yakını asgari sefalet ücretiyle yaşamaya çalışıyor. Pek çok ülkede bu oran yüzde 5-10 arasındadır. Ancak bu bile asalak kapitalistlere yetmiyor ki, saray rejiminden Bölgesel Asgari Ücret uygulamasının hayata geçirilmesi için derhal adım atmasını istiyorlar.  

2005 yılında “ortalama ücret” düzeyi asgari ücretin 2,2 katı iken 2020’li yılarda bu oran 1,7’ye gerilemişti. Şimdi ise bu fark kapanmak üzeredir. Bu sürede ortalama ücret alan işçilerin oranında da büyük bir düşüş gerçekleşti. Buna rağmen kapitalistler Bölgesel Asgari Ücret saldırısıyla, emek-gücünü daha da ucuzlatmak için sabırsızlanıyor. 

Bölgesel Asgari Ücret dayatması, asgari ücretin anti-tezidir. Çünkü asgari ücret en düşük ücrettir. Bunun altında ücret dayatılması milyonlarca işçinin ailesiyle birlikte sefaletin kör kuyusuna atılması, gelir dağılımı adaletsizliğinin daha da derinleştirilmesi demektir.

Ne yapmalı?

İşçi ve emekçiler açısından sorun, “insanca yaşamaya yeten, asgari ücret” talebinin kayıtsız şartsız karşılanması, milyonların sefalet ücreti zulmünden kurtulması ve Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun orta oyununa son verilmesi için mücadelenin yükseltilmelidir.

Zira, bu talepleri kimse altın tepside işçilere sunmayacak. Bunları kazanabilmek için işçi sınıfının demokratik/sendikal hak ve özgürlükler alanını genişletme mücadelesini büyütmesi şarttır.

Sendikalaşmanın önüne engeller diken kapitalistler ve onların hizmetindeki AKP-MHP iktidarının Bölgesel Asgari Ücret dayatması, işçiye “öl” demekle eş anlamlıdır. Kapitalistlerin bu sınır tanımaz küstahlığı, işçi sınıfının örgütlü mücadeleyi yükseltme konusundaki zayıflığından kaynaklanıyor.

İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret talebini kazanmanın, Bölgesel Asgari Ücret saldırısını püskürtmenin, Saray rejimi ve hizmet ettiği kapitalistlerin pervasızlığını engellemenin yolu, işçi sınıfının “sınıfa karşı sınıfı” bakışı ile örgütlü mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir.

H. Yağmur