Türkiye-İsrail gerilimi...

“Restleşme” mi “parsel kavgası” mı?

Erdoğan yönetimi ve cihatçı çeteler ABD-İsrail cephesinin çizeceği sınırların dışına çıkmaya yeltendikleri her durumda saldırılar tekrarlanacaktır.

  • Kızıl Bayrak yazıları
  • |
  • Güncel
  • |
  • 05 Nisan 2025
  • 14:00

Gazze’de soykırım savaşını yeniden başlatan Netanyahu çetesi, Lübnan’ı da bombalamaya devam ediyor. Geçtiğimiz Aralık ayından bu yana İsrail’in esas yoğunlaştığı alan ise Suriye. 

Baas yönetiminin 8 Aralık’ta çökmesinden bu yana Suriye topraklarındaki yayılmasını genişleten siyonistler, işgalci ordusunu başkent Şam’ın 20 kilometre yakınına konuşlandırdı. Golan Tepeleri ve Kuneytra ile çevresini işgal eden İsrail, Suriye ordusunun 70 yılda oluşturduğu askeri gücü yok etti. Adım adım yayılmamasını sürdürüyor. HTŞ’nin hakim olduğu Suriye’de karşısında duran bir güç olmadığı için giderek pervasızlaşıyor. 

2 Nisan akşamı Suriye’de beş bölge bombalandı. Şam, Hama ve Humus şehirlerindeki hedefler vuruldu. Daha önce dağıtılan Suriye ordusunun ağır silahlarını ortadan kaldıran İsrail, bu defa cihatçı terör rejiminin kullandığı alanları da hedef aldı. Saldırılarda hem sivillerin hem cihatçıların öldürüldüğü, onlarca kişinin yaralandığı bildirildi. Önceki bombardımanlar konusunda sesini çıkarmayan HTŞ rejimi, son saldırıyı ise “kınadı.” 

İsrail’e büyük hizmetlerde bulunduklarını sık sık dile getiren HTŞ şefleri, saldırıların bu noktaya varmasını beklemiyorlardı. Zira İsrail’e düşman bir yönetimin yıkılmasında rol oynayarak, siyonist işgale karşı direnen Filistin ve Lübnan’a İran’dan silah akışının önünü keserek, İran’ın Suriye’deki varlığını ortadan kaldırarak yaptıkları hizmetlerin Netanyahu rejimi tarafından takdir edilmesini bekliyorlardı. Öyle ki, işgalci İsrail ordusunun Şam’ın 20 kilometre yakınına kadar gelmesine bile itiraz etmemişlerdi. Ancak tüm bu hizmetlerin HTŞ’ye İsrail nezdinde “dokunulmazlık” sağlamadığı görüldü.

Cihatçı terör örgütleri emperyalist-siyonist güçlere büyük hizmetlerde bulundukları halde uşak muamelesi görüyorlar. Onlar İsrail için risk oluşturan bir yönetimin yıkılmasına ve bir ordunun dağıtılmasına katkı sunarak rezil bir misyon yerine getirmiş bulunuyorlar. Ama bu aşamadan sonra işgalci İsrail’i rahatsız edecek hiçbir adım atmamaları gerekiyor. Aksi halde 2 Nisan’da olduğu gibi tepelerine bombalar yağdırılır. 

Dinci-faşist rejimi bu işin neresinde?

Son günlerde AKP-MHP rejimi ile Netanyahu rejimi arasında sosyal medyada süren bir “restleşme” yaşanıyor. Erdoğan yönetimi Netanyahu’nun soykırımcı rejimine “saldırıyor.” Siyonistler ise Erdoğan rejiminin zorba ve diktatör olduğunu, kimseye değerler konusunda ders veremeyeceğini söylüyor. Her iki taraf da doğruyu söylüyor. Ancak aralarındaki siyasi, askeri, ticari ilişkiler devam ediyor. Zira her biri öbüründen rezil olan iki rejimdir söz konusu olan. 

Bu “restleşme” sahte bir boyut taşısa da belli somut nedenlere dayanıyor. Sahtedir, zira halklara karşı aynı saftalar. Erdoğan rejiminin Suriye’nin yıkılmasında oynadığı rol, İsrail’e hizmet bağlamında eşsizdir. Netanyahu çetesi Gazze’de soykırım yaparken, işgalci İsrail ordusuna petrol ve çelik dahil ihtiyaç duyduğu maddeleri sağlayan Erdoğan rejimidir. Birbirlerine karşı kimi açıklamalar yapsalar da ilişkiler “ihtiyaca uygun şekilde” devam ediyor. 

Somut nedenine gelince... Suriye’de Baas yönetiminin yıkılmasından sonra yeni bir durum oluştu. HTŞ’nin “ağa babası” havalarında olan saray rejimi, Suriye’de istediği gibi at koşturabileceğini var saydı. HTŞ ile çok yönlü bir işbirliği içinde olmasına dayanarak Suriye’de askeri üsler kurma hazırlığına başladı. Suriye’yi sömürgeleştirme hayali gören “Osmanlı torunları”, ABD-İsrail cephesine sundukları hizmetin onlara bu hakkı tanıdığını sanıyorlardı.

Elbette ABD-İsrail cephesine büyük hizmetlerde bulundular. Bölge halklarını sırtlarından hançerleyerek “Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı” olmakla övünen Erdoğan, sıranın parsa devşirmeye geldiğini düşünüyordu. Bundan hareketle Suriye’de “sömürgeci” havasında icraatlara yeltenince, İsrail’in uyarısıyla karşılaştı. Siyonistler gerçekten Erdoğan’a “vefasızlık” gösteriyor. Zira Erdoğan ve partisi 23 yıldır İsrail’e hizmet ediyor. Netanyahu rejimi ise Suriye’de askeri üs kurmasını engellemek için bomba yağdırmaktan çekinmiyor. 

Siyonist medya, son bombalamada vurulan hedeflerin Türkiye’ye mesaj vermek için seçildiğini açıkça dile getiriyor. Saray rejimine, İsrail’e büyük hizmetlerde bulundunuz ama Suriye’de askeri yığınak yapmanıza göz yummamızı beklemeyin, deniliyor.

Görünen o ki, Erdoğan yönetimi ve cihatçı çeteler ABD-İsrail cephesinin çizeceği sınırların dışına çıkmaya yeltendikleri her durumda saldırılar tekrarlanacaktır. Bu yeterli açıklıkta ortaya konulmuştur: HTŞ, ABD’nin çizdiği sınırlardaki Suriye’yi yönetebilir ve Erdoğan rejimi Suriye parsasından belli bir pay alabilir. Ancak her ikisi de haddini bilmeli, İsrail’i tedirgin etmekten uzak durmalıdır. Aksi halde sonuçlarına katlanırlar!

Halkları sırtından hançerleyerek emperyalist-siyonist güçlere hizmet edenlere, verili koşullarda çizilen alan böyledir.