Çürümüş düzene karşı mücadeleye!

Sistemin dayattığı çürüme bataklığına düşmekten kurtulmanın yolu örgütlü mücadeleden geçer.

  • Kızıl Bayrak yazıları
  • |
  • Güncel
  • |
  • 06 Mart 2025
  • 15:30

Sermaye iktidarının yarattığı ekonomik ve sosyal tahribatın boyutu, düzenin çürümüşlüğünü de gözler önüne seriyor. Rejimin devam edebilmesi için her yola başvurarak bu gerçeği gizlemeye çalışıyorlar. Tüm bunların sonuçları ise milyonlara yıkım ve sömürü olarak geri dönüyor.

Kapitalist sistemin yaratıp derinleştirdiği yoksulluk ve eşitsizlik, toplumsal yapıyı sarsan sonuçlara da yol açıyor. İşçi ve emekçiler artan yaşam maliyetleri, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle derin bir çıkmaza sürükleniyor. Sorun ekonomik çıkmazlardan ibaret de değil. Giderek insanı insana yabancılaştıran sistem, kendi bekası için toplumu yozlaştırma politikalarına da başvuruyor.

Son gözlemler kumar, çeteleşme ve uyuşturucu kullanımı gibi suçlara bulaşma oranlarının hızla arttığını gösteriyor. Buna göre, enflasyon oranlarındaki yükselişle birlikte, Türkiye’de suç oranlarında da belirgin bir artış yaşanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu ve Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2011 yılında Ceza İnfaz Kurumları'ndaki hükümlü sayısı 80 bin 96 iken, 2023 itibarıyla bu rakam 1 milyon 43 bin 138’e yükseldi. Bu dramatik artış, sadece “suç” oranlarındaki bir yükselişin değil, derinleştirilen ekonomik ve toplumsal eşitsizliğin yoksulluk ve adaletsizlikle birleşerek bireyleri suç işlemeye ittiğinin göstergesidir.

Düzenin çürümesi her geçen gün derinleşirken eğitim, hukuk, ekonomi ve sosyal alanlardaki sorunlar daha yakıcı hale gelmiştir. Yoksulluğun getirdiği umutsuzluk, bireyler arasındaki güveni zedeleyerek suçu tetiklemekte, toplumsal dengeleri sarsmaktadır. İktidar, sefalet ücretleri ve artan işsizlik oranlarını “norm” haline getirerek yoksulluğu derinleştirmekte, devlet kurumlarını toplumsal yozlaşmanın temel aracına dönüştürmektedir.

Sermaye iktidarının yoksullaştırma ve yozlaştırma politikalarının etkili bir şekilde teşhir edilmesi, mevcut durumu aşacak bir sınıf hareketi ve örgütlü mücadele ile mümkündür. İşçi ve emekçiler, kaybettikleri haklarını geri kazanarak moral ve motivasyonlarını yeniden inşa etmeli, fiili-meşru mücadele ile düzenin dayattığı sınırları aşmalıdır. Saray rejiminin yarattığı bu yıkımın açık, anlaşılır şekilde ifade edilmesi ve reddedilmesi bugün en acil ihtiyaçlardan biridir.

Saray rejiminin tercih ettiği bu yol, genel yozlaştırma planının bir parçasıdır. Rejim işçi sınıfının bilincini bulandırarak, işçileri yalnızlaştırarak ve enflasyonun yarattığı açlıkla baskı altına alarak iktidarını sürdürmeye çalışsa da bu, sadece geçici bir çözüm sunmaktadır. İşçi sınıfı, karşılaştığı bu sorunlarla bireysel olarak baş etmeye çalıştığında, çürümüş düzen karşısında çözümsüz kalabilmektir. Sistemin dayattığı çürüme bataklığına düşmekten kurtulmanın yolu örgütlü mücadeleden geçer. Yapılması gereken, örgütlü mücadeleyi büyütmek ve “Çürümüş düzene karşı sosyalizm!” şiarını yükselterek yeni bir yol inşa etmektir. 

S. Sancar