Sömürü ve baskı düzenine karşı işçi sınıfı direnişe!

Bu kavga hürriyet kavgası!

Fabrikalarımızda, mahallemizde örgütlenelim, sendikalarımızı direnmeye zorlayalım, meydanlarda talep ve özlemlerimizi haykıralım. Karanlığa karşı omuz omuza verelim. Sömürüye, faşist baskı ve zorbalığa geçit yok!

  • Haber
  • |
  • Sınıf
  • |
  • 28 Mart 2025
  • 12:55

Düşük ücretlerle, vergi soygunuyla, her gün her şeye gelen zamlarla krizin faturası milyonlarca işçi ve emekçiye ödetiliyor. Sermayedarlar kârlarından zarar etmemek için daha az işçiyle daha çok iş isterken her talebimiz “Kriz var, işler kötü” diye reddediliyor. İşçi güvenliği ve sağlığı önlemleri masraf görülüp iyiden iyiye askıya alınmış durumda. Var olan haklarımız bir bir gasp ediliyor. Milyonlarca emekçi insanlık dışı çalışma koşullarına, yoksulluk ve sefalet içinde bir yaşama mahkûm edilmeye çalışılıyor.

Sorunları çözemeyen iktidar çareyi baskı ve zorbalığı artırmakta arıyor. Bununla da yetinmiyor, siyasi rakiplerini olmadık oyunlarla diskalifiye ederek tam bir saltanat inşa etmeye çalışıyor. Ülke adım adım bir diktatörlüğe gidiyor.

Böyle bir rejim bizim için zaten sınırlı olan hak ve özgürlüklerimizin tamamen ortadan kaldırılması ve sırtımızdaki sömürü yükünün daha da artması manasına gelecek.

Böyle bir rejim ücretlerin daha da düşmesi, çalışma koşullarının iyice kötüleşmesi, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk demektir.

Böyle bir rejim gündüzlerinde ilklerimize kadar sömürülmek, geceleri aç yatmak demektir. Böyle bir rejim geleceksizlik, çocuklarımız ve bizler için koyu bir karanlık demektir. Bugün milyonlarca insan bu rejime karşı alanları, meydanları dolduruyor.

Özelikle gençlik geleceğinin ve özgürlüğünün çalındığının farkında olarak mücadelede başı çekiyor. İnsanları sokağa döken olay her ne kadar İmamoğlu’nun tutuklanması gibi görünse de aslında insanlar daha yaşanılır bir ülke istiyor. Baskıya ve zorbalığa teslim olmuyor. Korkularını yenip her gün yeniden mücadele atılıyor.

İşçi arkadaşlar! Biz işçiler için sorun İmamoğlu ya da başkası değildir. Kurulmaya çalışılan baskı rejimine karşı mücadele etmek hiç de şu veya bu partiyi desteklemek manasına gelmez. Bu tür baskı rejimlerinden en çok kaybeden hep işçi sınıfı ve emekçiler olmuştur. Baskı ve zorbalığının hüküm sürdüğü yerde ne hak arayışı olur ne sendika ne de toplu sözleşme. Baskı ve zorbalığın olduğu yerde olacak olan açlık yoksulluk ve sefaletin artmasıdır. Bu yüzden her işçi bilmeli ki bugün geriye atılacak her adım işçi sınıfı ve emekçileri gelecekleri için her türlü zorluğa katlandığımız, gençlerimizi ve çocuklarımızı telafisi zor bir noktaya getirecektir. Tıpkı yıllardır sessizlikle bugünkü koşullara geldiğimiz gibi.

Bu ülkenin gençleri, kadınları, emekçileri geleceği ve özgürlüğü için kavgaya atıldı.

Bu kavga aynı zamanda bizim kavgamızdır.

Bu kavga gelecek ve özgürlük kavgasıdır.

İktidar henüz bizim gücümüzle tanışmadı. Grevlerle, iş bırakmalarla tanışmadı. Pervasızlığı ve saldırganlığı bundandır.

Gün, baskı ve zorbalığa hayır deme günüdür.

Gün, örgütlenmek mücadele etmek grevlerle direnişlerle kavgayı büyütme günüdür.

Gün, işçi sınıfının direnişi örgütleme günüdür.

Ege İşçi Birliği olarak diyoruz ki:

Haydi direnişe! Fabrikalarımızda, mahallemizde örgütlenelim, sendikalarımızı direnmeye zorlayalım, meydanlarda talep ve özlemlerimizi haykıralım. Karanlığa karşı omuz omuza verelim. Sömürüye, faşist baskı ve zorbalığa geçit yok!

Ege İşçi Birliği

28.03.2025