İşçilerin birliği, halkların kardeşliği mücadelesini güçlendirelim!

Sömürü, soygun, savaş ve saldırganlık politikalarının, halklar arasına ekilen düşmanlık tohumlarının yegâne panzehri mücadeledir. İnsanın insanı sömürmediği, halkların bir arada kardeşçe yaşayabildiği bir dünya ancak “işçilerin birliği, halkların kardeşliği” şiarını rehber edinen bir mücadeleyle kurulabilir.

  • Haber
  • |
  • Basın derleme
  • |
  • 17 Mart 2025
  • 16:30

Emperyalist-kapitalist dünyada çok yönlü krizler derinleşiyor ve gerilimler tırmanıyor. İşçi sınıfı, emekçiler ve ezilen halklara ağır bir fatura olarak dönen bu tablo, dünyayı bir kez daha toplu bir yıkıma doğru sürüklüyor. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından “tarihin sonu”nu ve kapitalist sömürü düzeninin “mutlak egemenliğini” ilan edenlerin düzeni çatırdıyor. Ekonomik-mali krizin derinleşmesine emperyalist nüfuz mücadelelerinin keskinleşmesi eşlik ediyor. Savaş ve saldırganlık politikaları yeni boyutlar kazanırken, silahlanma yarışı tırmanıyor. Bunları gerici-faşist söylem ve pratikler tamamlıyor. Sözde “demokrasinin beşiği” olarak propaganda edilen ABD ve Avrupa’da yaşanan bu gelişmeler, emperyalist-kapitalist düzenin tükenmişliğini ortaya seriyor.

Emperyalist-kapitalist barbarlık düzeni yaşadığı ağır bunalımları aşmak için geçtiğimiz yüzyılda dünyayı iki büyük emperyalist savaş ile karşı karşıya bırakmıştı. Milyonlarca insanın kırımdan geçirilmesi, ülkelerin yıkıma uğratılması, emperyalist güçlerin dünyayı yeniden paylaşma mücadelesinin aracı olarak kullanılmıştı. Sonrasında da sayısız bölgesel çatışma, etnik, dinsel, mezhepsel kışkırtmalar, halklar arasında gerici boğazlaşmalar vb. hiç son bulmadı. Tüm bunların insanlığa faturası son derece ağır oldu.

Bugün de sömürü ve barbarlık düzenini ayakta tutabilmek için yine aynı yolu tutuyorlar. Bir kez daha insanlığı büyük bir yıkıma uğratmak pahasına emperyalist savaş ve saldırganlığı körüklüyorlar.

Emperyalist-kapitalist dünyanın çelişki ve çatışmalarının yoğunlaştığı alanların başında gelen Ortadoğu’da bu barbarlık halkların toplu kıyımına evrilmiş bulunuyor. İsrail aylar boyunca Filistin halkına yönelik soykırım gerçekleştirdi. Suriye’de yıllardır süren emperyalist nüfuz mücadeleleri halkların katledilmesine, milyonlarca insanın yerinden yurdundan sürülmesine neden oldu. Bugün bu süreç HTŞ adı altında toplanan cihatçı çetelerin ABD emperyalizminin desteğiyle Suriye yönetimini ele geçirmesi ve başta Aleviler olmak üzere kitle katliamlarına başvurmasıyla ilerliyor. Emperyalist-Siyonist güçlerin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme politikası halkların canı-kanı pahasına hayata geçiriliyor.

Türkiye’nin saray rejimi de bu politikaların aktif bir parçası olarak hareket ediyor. Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların ve egemenlik mücadelelerinin ortaya çıkarttığı boşluklardan yararlanmaya, bunu bir fırsata çevirerek etki alanını genişletmeye çalışıyor. Şu sıra gündemde olan Kürt sorununa ilişkin adı konulmayan “yeni süreç” de bu gelişmelerle bağlantılı ilerliyor. Savaş ve saldırganlık politikalarına eşlik eden baskı ve zorbalık tüm hızıyla sürerken, “terörsüz Türkiye” söyleminin öne çıkarıldığı bu sözde süreç yeni bir “çözümsüzlüğe” doğru gidiyor.

Büyük devrimci Rosa Luxemburg, “Ya barbarlık içinde çöküş ya sosyalizm!” şiarıyla, insanlığın karşı karşıya kaldığı ikilemi özetlemişti. Bölgede ve dünyada yaşanan tüm gelişmeler bu gerçekliğin altını bir kez daha çiziyor.

İşçi sınıfı ve emekçi kitleler kapitalist sömürü düzenine, emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı birleşerek ayağa kalkmalıdır. Büyük acılar yaşayan, ülkeleri yağmalanıp yıkıma uğratılan, yerinden yurdundan sürülen halklar, kendilerine dayatılan barbarlık düzenine karşı ortak mücadeleyi yükseltmelidir.

Sömürü, soygun, savaş ve saldırganlık politikalarının, halklar arasına ekilen düşmanlık tohumlarının yegâne panzehri mücadeledir. İnsanın insanı sömürmediği, halkların bir arada kardeşçe yaşayabildiği bir dünya ancak “işçilerin birliği, halkların kardeşliği” şiarını rehber edinen bir mücadeleyle kurulabilir.

Önümüz Newroz! Newroz’un direniş çağrısına kulak verelim! Özgürlük, eşitlik ve sosyalizm mücadelesini güçlendirelim!

Emeğin Kurtuluşu’nun 52. sayısından alınmıştır…