“İç Anadolu bölgesi ekolojik hak ihlalleri”

İHD Ankara Şubesi Afet ve Ekoloji Komisyonu tarafından şube binasında düzenlenen basın toplantısında 2024 yılı “İç Anadolu Bölgesi Ekolojik Hak İhlalleri” raporu açıklandı.

  • Haber
  • |
  • Güncel
  • |
  • 26 Mart 2025
  • 22:30

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Afet ve Ekoloji Komisyonu tarafından şube binasında düzenlenen basın toplantısında 2024 yılı “İç Anadolu Bölgesi Ekolojik Hak İhlalleri” raporu açıklandı.

“Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın son kararnameleri, doğal alanları tehdit eden ve insan haklarını göz ardı eden bir süreci yaratmış durumda” raporun devamında şunlar söylendi:

“Ekolojik kriz ve kentleşme süreci, karbon ayak izinin azaltılması, doğayla uyumlu kentleşme modellerinin oluşturulması ve afetlere dayanıklı, sürdürülebilir şehirlerin inşası ile yönetilmelidir. Ancak mevcut politikalar, kentlerin yeşil planlamadan uzak, bilimsel dayanaktan yoksun ve rant odaklı yönetildiğini gösteriyor. Tarım ve orman alanlarının korunması, kentlerin ekolojik dirençliliğinin artırılması ve doğa dostu teknolojilerin teşvik edilmesi gerekirken, coğrafya topyekûn bir saldırı altındadır.”

İç Anadolu Bölgesi’nde başta Ankara olmak üzere gerçekleşen doğa talanının anlatıldığı raporda doğa tahribatına son verilmesi için şu ifadeler kullanılarak çağrı yapıldı:

“Bugün artık kentlerimizi ve doğal alanlarımızı korumak için daha fazla bekleyemeyiz. Neo-liberal büyüme modeli ve rant odaklı politikalar, yaşadığımız çevreyi geri dönülemez şekilde tahrip ederken, yerel halkın karar süreçlerine dahil edilmediği bir yönetim anlayışı sürdürülebilir değildir. Yaşanabilir, sağlıklı ve dirençli şehirler kurmak için, doğayla uyumlu, sosyal açıdan kapsayıcı ve uzun vadeli planlara ihtiyacımız var.

Ekolojik kriz, yalnızca doğa tahribatıyla sınırlı değildir; aynı zamanda kentleşme politikalarıyla doğrudan bağlantılıdır. Eğer kentlerimizi planlarken doğayı, sosyal yaşamı ve sürdürülebilirliği merkeze almazsak, iklim krizinin etkileri daha da şiddetlenecek, su ve gıda güvenliği tehlikeye girecek ve gelecekte çok daha büyük krizlerle karşı karşıya kalacağız. Şimdi, rant odaklı büyüme modelini terk edip, insan ve doğa odaklı kentleşme politikaları geliştirme zamanı. Eğer şehirlerimizi ve bölgemizi korumak istiyorsak, bunu ancak kolektif bir mücadele ve bilimsel temellere dayalı planlama ile gerçekleştirebiliriz.”