Trump ve yeni jeopolitik – Ergin Yıldızoğlu

Cehennemin kapısında “Buraya girenler, bütün umudu terk edin” yazıyormuş. Jeopolitik kapısında “Girince, ahlak, adalet, dostluk, kavramlarını geride bırakın. Burada sadece güç var” yazıyor.

  • Haber
  • |
  • Basın derleme
  • |
  • 03 Mart 2025
  • 13:30

Cehennemin kapısında “Buraya girenler, bütün umudu terk edin” yazıyormuş. Jeopolitik kapısında “Girince, ahlak, adalet, dostluk, kavramlarını geride bırakın. Burada sadece güç var” yazıyor. 

Geçtiğimiz hafta, ABD, Birleşmiş Milletler’de Avrupalı müttefiklerine karşı Rusya ile birlikte oy kullandı. Trump ve Vance, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’yi Oval Ofis’te pusuyu düşürüp canlı yayında fena halde “fırçalayarak”aşağıladılar. Rusya’da Medvedev “kendini bilmez domuz Oval Ofis’te şamarı yedi” derken Avrupa başkentlerinde şok yaşanıyordu. Böylece ABD, Avrupa’nın stratejik dayanağı olma rolünü terk ediyor, 1945 sonrası dünya düzeni çöküyor. Tüm bunlar dünyanın güç, şantaj, pazarlık, haraç üzerine kurulu yeni bir düzene sürüklenmekte olduğunu gösteriyor. 

ABD-Avrupa ittifakının sonu mu?

ABD-Avrupa ittifakı, “Batı dünyasının” temel taşı olmuş, ortak “güvenlik”, ABD hegemonyası altında karşılıklı bağımlılık ilişkileri üzerine inşa edilmişti. NATO, AB-ABD ortaklığı, Balkanlar, Ortadoğu ve Doğu Avrupa’daki “krizlere” ortak tepkiler bu hegemonya ve ittifak ilişkileri üzerinde oluşuyordu. Şimdi, Trump’ın BM’de Avrupa’ya karşı Rusya ve Kuzey Kore ile aynı safta yer alması, 1945’ten bu yana benzeri görülmemiş bir kopuşa işaret ediyor. Bu kopuş, Almanya’nın yeni şansölye adayı Merz’in, “Haziran ayına kadar NATO ölmüş olabilir” uyarısını güçlendiriyor. 

Gerçekten de ABD, Avrupa güvenliğinin artık yalnızca Avrupa’nın sorunu olduğunu söylüyor, Trump Ukrayna’yı kapsayan güvenlik garantilerini reddediyor, Avrupa liderlerine karşı küçümseyici bir tavır sergiliyor. 

“Mafya tarzı siyaset” ile üç kutuplu dünya

Trump’ın iktidara taşıdığı faşizm, ABD, Rusya ve Çin’in hegemonya bölgelerden oluşan üç kutuplu bir dünya düzeni yaratmayı, bunu Avrupa’da desteklediği faşist rejimler üzerinden denetlemeyi amaçlıyor. The Economist, “Trump, güç, tehdit ve gizli anlaşmaların uluslararası hukukun yerini alacağı küresel bir güç için mafya benzeri bir mücadele başlattı”diyor. 

Örneğin, ABD Savunma Bakanı Hegseth, Meksika’ya yönelik askeri eylem uyarısında bulundu. Bir analist, “Ya ABD Grönland’ı almak için Danimarka’ya asker indirirse?” diye soruyor. Trump ABD’nin Ukrayna’dan 500 milyar dolar alacağı olduğunu iddia ederek, hiçbir askeri yardım sözü vermeden Ukrayna’nın stratejik metallerinin yarısını istiyor. Artık toprak, teknoloji, güvenlik ve ulusal egemenlik pazarlık konusudur. 

Peki ya Avrupa

Şimdi Avrupa’da Macron, Starmer, Merz gibi liderler tarihi bir karar vermek zorunda olduklarını düşünüyor, bu üç kutuplu dünya düzeni içinde “AB bağımsız bir küresel güç olabilir mi” sorusuna cevap arıyorlar. 

Almanya’da Merz, “ABD’den bağımsızlaşmayı” savunuyor. Fransa, Avrupa savunma çerçevesini güçlendirmeye amaçlıyor. İngiltere’nin Washington ile Brüksel arasında bir köprü olma niyeti, geçtiğimiz hafta yaşananların ışığında gerçekçi görünmüyor. Avrupa ya kendi güvenlik altyapısını bir Avrupa ordusu biçimde kuracak ya da NATO’yu güçlendirerek kendi denetimi altına almaya çalışacak. Geçen yüzyılın ilk yarısına kıyasla çok daha yaygın, derin kapitalist ilişkiler dünyasında AB ya bir 4. emperyalist merkez olarak yükselmeye çalışacak. Ya da parçalanıp belki de tarihe paylaşılan bir alan olarak karışacak. 

Trump’ın Zelenski’yi Oval Ofis’te aşağılamasını, kimi yorumcular, 1914’te Arşidük Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da suikasta uğrayınca Avrupa’daki güç dengesinin altüst olmasına benzettiler. 

Tabii ki Trump’ın Zelenski’yi aşağılaması dramatik bir suikast değil. Ancak dramatik bir mesaj taşıyor: Ukrayna’nın kaderi artık ABD’nin umurunda değil, Avrupa kendi başının çaresine bakmalı. Avrupa’nın kolektif güvenliği için kurulan 1945 sonrası sistem, yerini kaba kuvvetin egemen olduğu bir düzene bırakıyor. 

1945 sonrası dünya düzeni, kolektif güvenlik ve kuralların güçten üstün olduğu fikri, aslında ABD hegemonyası anlamına geliyordu. Ancak Trump’ın ABD’si, hegemonya restorasyonu için müttefiklerinden rıza alma çabalarını terk ederek mafya tarzı bir küresel güç ilişkileri sistemine yöneliyor. Büyük güçlerin dışında kalan ülkelerin ulusal egemenlikleri, toprak bütünlükleri de artık tehlikededir. Faşizm yükselirken militarizm, sömürgecilik eğilimi de yükseliyor.

Cumhuriyet / 03.03.25