Silahlanma çılgınlığı…

Silahlanma için milyarlar mı? Bizimle değil!

Silahlanmış bir Almanya’nın dünya için her zaman bir tehdit oluşturduğu gerçeği bir yana, en azından uzun vadede bu faturanın kimin ödeyeceği sorusu da ortada duruyor.

  • Çeviri
  • |
  • Güncel
  • |
  • 06 Mart 2025
  • 17:30

Gerçekten büyük bir silahlanma paketi geliyor. Hem de yıldırım hızıyla. Telafuz edilen meblağlar akıl almaz boyutta: Federal Almanya tarihinin en büyük yeni borçlanması, yüz milyarlarca avroluk savaş malzemesi ve potansiyel olarak bir üst sınırı olmayan bir bütçe.

CDU/CSU ve SPD’nin Salı günü, silahlanma ve altyapı için daha önce görülmemiş ölçekte milyarlarca avroluk kredi üzerinde anlaşmaya varmasının ardından, plan Çarşamba günü sendikalar ve sermaye örgütleri tarafından büyük ölçüde olumlu karşılandı. Alman Sanayi Federasyonu (BDI) Genel Müdürü Tanja Gönner, bu mali paketin "yatırım eksikliği ve zayıf büyümenin tehlikeli aşağı yönlü sarmalını durdurmak ve savunma kabiliyetini artırmak için önemli bir sinyal" olduğunu belirtti. Ancak ek finansman tek başına yeterli olmayacaktır; "cesur yapısal reformlar" da gereklidir. İşverenler Başkanı Rainer Dulger’in açıklamalarıyla bunun ne anlama geldiği netleşti: emeklilik yaşının yükseltilmesi, sosyal güvenlik katkı paylarının yüzde 40’a düşürülmesi için emeklilik ve sağlık yardımlarında kesintiler yapılması. "Sosyal güvenlik katkı payları sınırlandırılmadan sürdürülebilir bir ekonomik toparlanma mümkün değildir."

Sendikalardan ise herhangi bir direniş beklenmiyor. DGB Başkanı Yasmin Fahimi, "Özellikle küresel belirsizlikler karşısında Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmeli ve aynı zamanda sosyal ilerlemeyi sekteye uğratmamalıyız" dedi. IG Metall’den de benzer bir açıklama geldi. IG Metall Birinci Başkanı Christiane Benner, "Mevcut girişimi açıkça memnuniyetle karşılıyoruz. Ekonomik, toplumsal ve jeopolitik koşullar ileriye dönük bir vizyon gerektiriyor" dedi.

Konuya dair eleştiri ise daha çok biçime yönelik oldu. Sol Parti’nin parti ve parlamento grup liderleri Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, altyapı için özel fon oluşturulmasını prensipte desteklediklerini ancak silahlanma için açık çek verilmemesi gerektiğini belirttiler. "Bu, eşi benzeri görülmemiş ve son derece endişe verici bir süreç." Ayrıca, CDU/CSU ve SPD tarafından planlanan bu kararın anayasal olup olmadığını incelemek üzere hukuki bir değerlendirme başlatacaklarını duyurdular.

Ancak, sendikalar ve Sol Parti gibi, kredi yoluyla finanse edilen altyapı yatırımlarını memnuniyetle karşılayanlar arasında kimse en bariz gerçeği dile getirmiyor: "askeri hareketlilik" mantığına göre, ülkenin karayolları, demiryolları ve limanları elden geçirilmek zorunda. Yani burada da öncelik askeri gerekliliklere veriliyor.

Junge Welt’in 5 Mart Çarşamba günü parlamento çevrelerinden edindiği bilgilere göre, eski Federal Meclis 7 Mart Perşembe günü CDU/CSU ve SPD’nin ön görüşmelerde uzlaştığı savunma ve altyapı finansman paketini ilk kez ele alacak. İkinci ve üçüncü okumaların ardından, oylamanın bir sonraki Salı günü yapılması öngörülüyor. Gerekli üçte iki çoğunluğun sağlanması için özellikle Yeşiller’in desteği belirleyici olacak. CDU/CSU ve SPD’nin üzerinde uzlaştığı anlaşma, 500 milyar avroluk özel altyapı fonunun yanı sıra, Anayasa’daki borç freninin de değiştirilmesini öngörüyor. Yeni düzenlemeye göre, savunma harcamaları GSYH’nin yüzde birini aşarsa borç freni uygulanmayacak. Üstelik bu harcamalar için bir üst sınır da öngörülmüyor, yani teorik olarak sınırsız borçlanmanın önü açılmış durumda. Savaş teçhizatının satın alınması ve askeri altyapının sağlanması, büyümesi umut edilen ekonomiyle yeniden finanse edilecek. Bu da genişletilmiş kamu borçlanması, yani altyapı fonu üzerinden gerçekleştirilecek. Açıkça ifade etmek gerekirse: Borca dayalı silahlanma, borca dayalı altyapı yatırımlarıyla finanse edilecek.

Silahlanmış bir Almanya’nın dünya için her zaman bir tehdit oluşturduğu gerçeği bir yana, en azından uzun vadede bu faturanın kimin ödeyeceği sorusu da ortada duruyor. Savaş harcamaları için alınan krediler er ya da geç geri ödenmek zorunda kalacak—öncelikli olarak federal bütçeden sağlanacak kaynaklarla, yani diğer harcama kalemlerinde kesintiler yapılarak. En geç o noktada, tüm mesele doğrudan sınıfsal bir mücadeleye dönüşecek. Bu ülkenin korkunç bir şekilde askerileştirilmesine karşı direnişin daha şimdiden başlaması gerekiyor.

Çeviri: Kızıl Bayrak

Junge Welt- Daniel Bratanovic / 06.03.2025