Eylemli halk hareketinin patlak vermesinde gözaltı ve tutuklamalar tetikleyici biri rol oynadı. Kurulan kumpasla Ekrem İmamoğlu ve onlarca kişinin tutuklanması bardağı taşıran son damla oldu. Gençler, işçiler, emekçiler, kadınlar, toplumun farklı ezilen kesimleri sokaklara indiler. AKP iktidarı baskı ve şiddeti boyutlandırarak tepkiyi frenlemek istedi. Binlerce kişi gözaltına alındı, yüzlerce kişi tutuklandı. İşkence, baskı, gözaltı ve tutuklamalar ayyuka çıktı. Ancak zorbalık bu defa ters tepti.
Gelişebilecek bir halk hareketi sadece iktidarın değil, sermaye sınıfının da en büyük korkusuydu. Bu nedenle, tekelci sermayedarların örgütü TÜSİAD AKP iktidarının baskıcı politikalarını eleştirmek ihtiyacı duymuştu. Sermayeyi palazlandıran ekonomi politikalarını alkışlarken, artan hukuksuzluk ve keyfiyetten duyduğu rahatsızlığı ürkekçe de olsa dile getirmek zorunda kalmıştı.
AKP buna bile tahammül edemedi. TÜSİAD’ın üst düzey temsilcileri gözaltına alındı. AKP sözcüleri zehir zemberek açıklamalar yaptılar, aba altından sopa gösterdiler. TÜSİAD’ı “vesayetçilik”le suçladılar.
***
AKP iktidarı 23 yıldır sermayenin çıkarlarını korumada sınır tanımadı. Her zaman sermaye örgütlerini memnun eden icraatlara imza attı. TÜSİAD da onun döneminde karlarını katladığı için Erdoğan’a tam destek verdi. Bununla birlikte son süreçte AKP iktidarının yargıyı araçsallaştırmasına, siyaseti dizayn etme yaklaşımına yönelik eleştirilerini artırdılar.
TÜSİAD, CHP ve diğer düzen partilerinin AKP iktidarının kuşatması altında olmasından rahatsız. AKP iktidarının düzen muhalefetini kriminalize etmeye yönelik yaklaşımını düzenin geleceği açısından sorun olarak görüyor.
Sermaye baronları AKP iktidarının siyaseti dizayn etme, Ekrem İmamoğlu’nun önünü kesme saldırısının ağır ekonomik sonuçları konusunda da rahatsızlar. Bu sonuçlardan biri maliyeti yüksek kur oluşturuyor. Diğerleri yüksek enflasyon, yüksek faiz vb...
Sermaye baronları bu şiddette bir şoku kaldıramayacaklarını ifade ediyorlar. Merkez Bankası uygulanan yıkım politikaları sayesinde yaklaşık 65 milyar dolarlık net rezerv biriktirmişti. 19 Mart operasyonu üç gün içinde yaklaşık 25 milyar doların erimesine neden oldu. Merkez Bankası’nın net rezervinin yüzde 38’i buharlaştı.
Sermaye baronları CHP’nin etkisizleştirilmesi operasyonu nedeniyle derinleşen siyasal krizin ekonomik krizi ağırlaştırması ve yüksek faiz dalgasına yol açmasından dolayı kaygılılar. Artan siyasi riskler ve belirsizlik nedeniyle krizin daha da büyümesinden korkuyorlar. Yargının siyasallaştırıldığına dair güçlü inanç nedeniyle uluslararası sermayenin ülkeyi terk etmesinin yaratacağı sonuçların gerilimini yaşıyorlar.
Zira sermaye ekonomide güven ve istikrara önem verir. Harcamaları, yatırımları güven sayesinde yaparlar. Rejimin CHP’ye yönelik operasyonu, burjuvazinin istediği risksiz ekonomik ve siyasi ortamı bozdu. Kredi Risk Primi şimdiden 300’lerin üzerine çıktı. Bu nedenle Türkiye’nin uluslararası borçlanma maliyetleri arttı. Döviz cinsinden borcu büyüdü. Finansal istikrar bozuldu. Bu süreç sermaye kaçışına yol açtı.
Sermaye son operasyon nedeniyle AKP iktidarının ekonomi politikasının başarısız olacağını düşünüyor, bu nedenle tedirgin oluyor. Şimşek programının iflasa doğru sürüklendiğini daha açık ifade etmeye başladılar.
Ancak, yaşanan gerilime rağmen bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sömürü düzeninin bekası için elbirliğiyle çalışmaya devam edecekler. Ağırlaşan krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmeyi hedefleyen sosyal yıkım politikalarında ortaklaşmayı sürdürecekler.
H. Yağmur