ABD Başkanı Donald Trump, 23 Ocak 2025 tarihinde Davos'ta devam eden Dünya Ekonomik Forumu'na (İngilizce kısaltmasıyla WEF) çevrimiçi bağlanarak kendisine “yakışan” bir konuşma yaptı. Trump’ın, “Amerika geri döndü ve ticarete açık” başlıklı konuşması şantaj ve tehditlerle doluydu.
Çok uluslu şirketlere seslenerek ABD’de üretim yapmaları çağrısında bulunan Trump, çağrıya uymayan şirketlerin yaptırımlarla karşılaşacağı tehdidinde bulundu, şantaj yaptı.
Gümrük vergileri tehdidi, OPEC ve Suudi Arabistan’a yönelik petrol fiyatlarını düşürme çağrısı ve NATO müttefiklerinden talep edilen yüksek savunma harcamaları gibi başlıklar içeren tehditler listesi, Davos’ta toplanan “Zenginler Kulübü” tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Tehditlerle beraber kibir ve aşağılama üzerine kurgulanan bu konuşma, ticari ve diplomatik gerilimleri artıracak gibi görünüyor.
Emperyalist rekabet
Trump’ın çağrısı, “Önce Amerika” retoriğiyle ekonomiyi ve iç üretimi güçlendirme ve çokuluslu şirketlere ABD’ye yatırım yapma zorunluluğu getirme çabasıyla dikkat çekiyor. ABD’nin kapitalist tekelleri yatırıma ikna etmek için vergi indirimi gibi teşvikler önermesine paralel olarak Trump’ın şirketleri tehdit etmesi “havuç-sopa” politikası olarak yorumlandı.
Bu politikanın gerisinde, ABD’nin çeşitli emperyalist rakipleri karşısında ekonomik konumunu yeniden güçlendirme ve irtifa kaybı yaşayan hegemonyasını yeniden tesis etme çabası yatmaktadır. Kapitalizmin çelişkili ve rekabeti kışkırtan yapısı, ülkeler arası ekonomik gerilimlerin çözülmek bir yana daha da derinleşmesine neden oluyor. Trump’ın, şirketlerin ABD dışındaki üretimlerini gümrük vergileriyle cezalandıracağını açıklaması, sadece Amerikan ekonomisinin korunmasına yönelik bir çaba olarak değil, aynı zamanda rakip emperyalist güçleri baskı altında tutma girişimi olarak da öne çıkıyor.
Çiçeği burnunda ABD’nin 47. Başkanı’nın OPEC ve Suudi Arabistan’a petrol fiyatlarını düşürme çağrısı yapması, sadece ABD iç piyasasındaki enerji maliyetlerini azaltma hedefiyle sınırlı değil. Bu girişim esas itibarıyla Rusya’nın petrol gelirlerini azaltmaya yönelik bir hamledir. Ek olarak, düşük enerji fiyatları ile çeşitli sanayi dallarında maliyetleri düşürme ve ABD’nin dünya pazarındaki rekabet gücünü artırma hedefi yatmaktadır. Ancak bu çağrı, OPEC ve petrol ihraç eden diğer ülkelerin çıkarlarına ters düşmekte ve ABD ile bu ülkeler arasındaki çelişkileri daha da keskinleştirme potansiyeli taşımaktadır.
NATO harcamaları ve askeri güç dengesi
Trump’ın, NATO müttefiklerinden savunma harcamalarını GSYİH’nın yüzde beşine çıkarmalarını talep etmesi, hem ABD’nin Avrupa’ya ekonomik baskısının bir aracı hem de bu müttefiklerin ABD’nin askeri hegemonyasına daha fazla katkı yapmasını sağlama çabasıdır. Avrupa Birliği’ni ticari politikaları nedeniyle adaletsizlikle suçlayan Trump, aslında ticari yaptırımlar ve NATO aracılığıyla bu ülkeleri ekonomik olarak daha fazla ABD’ye bağlı hale getirme peşindedir. Trump’ın bu politikası, ABD’nin emperyalist hiyerarşideki liderliğini yeniden tahkim etme ve Avrupa’yı ABD’nin çıkarları doğrultusunda hizalama çabasından ayrı düşünülemez.
Göründüğü kadarıyla Trump sadece rakiplerini değil, müttefiklerini de zora sokacak adımlar atacak. Ancak bu hamlelerin, Avrupa’daki emperyalist odaklarla ABD arasındaki çelişkileri daha da derinleştireceği de açıktır. Trump’ın Davos’taki çevrimiçi konuşması, ABD’nin kendi iç pazarını koruma, çokuluslu şirketleri ABD’de üretim ve yatırım yapmaya zorlama ve enerji fiyatlarını baskı altında tutma gibi hedefleri ve “ortaklarını” aşağılama tavrı Batılı emperyalist ülkeler ve özellikle AB tarafından daha ne kadar tolere edilecek bekleyip göreceğiz.
Görünen o ki, Trump’ın dile getirdiği bu politikaların, emperyalist bloklar arası çelişkileri daha da derinleştirerek, gelecekte daha keskin ekonomik ve siyasi çatışmalara zemin hazırlayacağını söylemek yanlış olmayacak. Davos gibi platformlar, Trump’ın bu ve benzeri agresif politikalarından dolayı emperyalist çelişkilerin daha da belirgin hale geldiği alanlar olacak.
Donald Trump’un “Amerika geri döndü” mesajı ve buna eşlik eden tehdit ve şantajları, ABD’nin kendini yeniden konumlandırma çabasını ifade ederken, bu “yeni pozisyon alma” hamlesi diğer emperyalist blokların tepkilerini de beraberinde getirecektir. Trump rüzgâr ekmeye devam ederken, “karşıtları” bu rüzgâra karşı duracak cüreti gösterirler mi zaman gösterecek.