Aralarında TOMİS ve DEV TEKSTİL’in de yer aldığı farklı işkollarında faaliyet yürüten sendikalar açıklama yayınlayarak, işçi sınıfını sömürüye, baskıya, zorbalığa karşı mücadele etmeye ve gelişen halk hareketi ile birleşmeye çağırdı.
“İşçiler, emekçiler!
Uzun zamandır toplumda biriken öfke, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyonlarla birlikte sokaklara taştı. Kadınlar, gençler, işçiler, işsizler, emekliler ülkenin her yerinde hep birlikte alanları doldurdular.
İBB gözaltıları, uzun yıllardır baskı ve zorbalığa karşı tepki biriktiren toplumsal kesimlerin tepkisini dışa vurmasına bir vesile oldu. Üniversitelerden ülkenin dört bir yanında kent merkezlerine, mahallelere kadar yayılan eylemlerde AKP-MHP iktidarının demokratik hak ve özgürlüklere dönük saldırılarına karşı artık yeter sesi daha gür yükseldi.
Orta Vadeli Program ile tarihin en büyük saldırısıyla karşı karşıya kalan emekçiler, gençler, üniversiteliler, işçiler geniş bir gövde ile bu eylem dalgasının içinde yerini aldı. Eylemlerin başladığı andan itibaren kararlı ve mücadeleci tavırlarından dolayı üniversiteli gençler hedef haline geldi. Sermaye basınının, eylemleri yasaklayan valiliklerin ve kolluğun hedefindeki gençlere yönelik işkence ve şiddet görüntüleri topluma korku yaymak için basına servis edildi. Eylemlerde ya da ev baskınlarıyla gözaltına alınan gençler günlerce mahkemeye çıkarılmadan tutuldular. Hemen arkasından sendika yöneticileri, başkanları, basın emekçileri baskınlarla, gözaltı ve tutuklamalarla karşılaştı. Bu saldırılarla kitlelerin alanlardan çekilmesi hedefleniyor.
Bugün İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmesine, kadın cinayetlerinin yükselişine ve her türlü baskıya karşı kadınlar ayakta. Yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızın yağmasına karşı emekçiler, köylüler ve çevreciler ayakta. Kazanılmış hakları her gün yeni saldırılarla ortadan kaldırılan, en ufak bir hakkını kullanmak için bile ağır bir mücadele süreci yürütmek zorunda olan emekçiler ayakta. Gestapo kamplarına çevrilen yurtlarda, kampüslerde ekonomik zorluklarla baş etmeye çalışan gençler “özerk, demokratik, bilimsel üniversite” talebiyle ayakta. Geleceksizliğe ve umutsuzluğa mahkum edilen işsiz, güvencesiz gençler ayakta. Bütün ömürlerini vererek kazandıkları sefalet maaşları ile yaşamaya çalışan emekliler ayakta. Her gün toplumun içine onur kırıcı bir acı saplanıyor. İş cinayetlerinde, yangınlarda, kazalarda, depremlerde önlem alınmadığı için kaybettiğimiz hayatlarımız, açlıktan sınıfta bayılan çocuklarımız, alacağını almaya gidip hakarete uğrayan, tartaklanan, işkence gören işçilerimiz, ayrımcılığın saldırılarına uğrayan insanlarımız, işsiz kalıp, aç kalıp intihar eden gençlerimiz…
Bugün toplumun sokaklara taşan öfkesinin arkasında yoksulluğun ve yoksunluğun yıkıcılığı kadar güvencesiz, onur kırıcı bir yaşamın sıkılı kalan yumrukları da var.
Yaşanan bütün bu gelişmeler karşısında biz işçiler, eylemlerde yalnızca destek olanlar, katılanlar olarak değil tüm toplumsal kesimleri bir araya getirenler olarak sorumluluk almalıyız. Gençlerin işçi sınıfının disiplinine ve örgütlenme deneyimine ihtiyacı var. Sarı sendikaların ve konfederasyonların böyle bir dönemde sessiz kalmaları veya yasak savan tutumları kabul edilemez.
Biz işçiler işyerlerimizde işi durdurarak ya da işe gitmeyerek üretimden gelen gücümüzü kullanarak süreci önemli ölçüde etkileyebiliriz. Tüm yaratıcılığımızı kullanarak toplumsal tepkiyi üretim alanlarına taşıyacak yollar bulabiliriz. Her işyeri, her fabrika içine kapanan değil işyeri örgütlenmeleriyle dışarıyla bağ kuran, mücadele örnekleri yaratan, bu örnekleri dışarıya taşıyan, dışarıdaki mücadeleyle birleşen bir alan olmalıdır.
Sermaye sınıfı toplumun tüm kesimlerine savaş açtı. Ne kadar kuralsız ve acımasız olabileceklerini her fırsatta bizlere özellikle gösteriyorlar. Bu savaşa karşı alanlarda ya da bulunduğumuz her yerde tüm kesimlerle oluşturacağımız birliklerle karşı koyabilir, kazanabiliriz. Önümüzde sadece kendi hayatımızı değil bütün bir toplumun hayatını, geleceğini kurtarma sorumluluğu duruyor.
Biz işçiler tüm kesimleri bir araya getirebilecek tarihsel birikime, deneyime, disipline, öfkeye ve güce sahibiz.
İşyerlerini, fabrikaları, sokakları birleştirelim!
Kataş-Sen, DEV TEKSTİL, İnşaat İş, Mağaza Market Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, DGD Sen, TOMİS, Limter-İş, Dev Yapı İş, OTİS, Yapı Yol İş, Çağrı İş, İnşaat Sen”