Teknoloji tekellerinin haberciliğe baskısı

Teknoloji ve medya tekellerine hakim faşist anlayışın dayatmalarını parçalamanın yolu söz, basın ve ifade özgürlüğü hakkı için mücadele etmek ve bu mücadeleyi enternasyonal dayanışma ile dünyaya yaymaktan geçiyor.

  • Kızıl Bayrak yazıları
  • |
  • Güncel
  • |
  • 02 Nisan 2025
  • 19:00

Emperyalist tekeller kârlarını artırmak için toplumsal yaşamın tüm alanlarında baskı ve denetim kurar. Kültürel, sosyal, siyasal vb. birçok alan büyük oranda sermaye tekellerinin hakimiyetindedir. Gündelik yaşamda “ihtiyaç” olarak tanımlanan en ufak nesneden, dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi için üretilen aşılara kadar yaşamlarımız, büyük sermaye tekellerinin kârları doğrultusunda şekillendirilmek isteniyor. Yazık ki bugün, tekeller büyük oranda bu hedeflerine ulaşabiliyor.    

İçinde bulunduğumuz dijital çağda faşist ve baskıcı rejimlerin sözcülüğünü yapan teknoloji tekelleri adeta iletişimin koşullarını belirliyor. Bu koşullarda bağımsız habercilik de tekellerin ekonomik ve siyasi baskısı altında var olma mücadelesi veriyor. Bunun son örneği, geçtiğimiz günlerde Gazete Duvar’ın Google’un “algoritma değişikliği” sebebiyle ekonomik sıkıntıya düşüp kapanmak zorunda kalması oldu. Önceki haftalarda da Artı Gerçek “küçülmeye” gitmiş, Medyascope ve 10Haber’de işten çıkarmalar olmuş, İzmir’de BİK denetiminden geçemeyen üç yerel gazete kapatılmış, onlarca gazeteci işsiz kalmıştı. Ekonomik baskılara siyasi baskılar da eklendiğinde, medya alanı hem dünyada hem ülkemizde tümüyle egemen ideolojinin yeniden üretildiği tek sesli bir alan haline getiriliyor. Bu saldırılara karşı direnenler ise medya toplamında küçük bir azınlığa tekabül ediyor. 

Google ambargosu

İnternet kullanıcılarının yüzde 90’ı arama motoru olarak Google’ı, yüzde 66’sı internet tarayıcısı olarak Google ürünü olan Chrome’u, yüzde 70’i ise Google’un bir başka ürünü olan Android cihazları kullanıyor. Teknoloji alanında bu kapsamda bir tekel hakimiyeti kuran Google, son aylarda hiçbir neden belirtmeden ve nasıl olduğu belirsiz bırakılan “algoritma değişikliğine” gitti. Bundan dolayı bağımsız haber siteleri yüzde 90'a varan okur kayıpları yaşadı ve görünürlükleri sınırlandı. Medyanın ürettiği içerikler sayesinde milyarlarca dolar kâr eden, telif de ödemeyen Google, sitelerin reklam gelirlerini tümüyle yok etti. Google’un ambargosu, ekonomik olarak zar zor ayakta durabilen bağımsız ve eleştirel haber sitelerine indirilen büyük bir darbe oldu.

Aslında bu saldırı dünyadaki birtakım gelişmelerden bağımsız değil. ABD’de seçimlerin ardından düzenlenen yemin töreninde medya tekellerinin Donald Trump’ın arkasına dizilmesi, önümüzdeki dönem habercilik alanına yönelik saldırılara dair bir işaretti.

Örneğin geçtiğimiz günlerde Google, Google Haritalar'da “Meksika Körfezi”nin adını Trump’ın istediği gibi “Amerika Körfezi” olarak değiştirdi. Ayrıca Google’un ana şirketi Alphabet'in yapay zekanın askeri uygulamalar için kullanılmasını yasaklayan politikasından vazgeçme kararı da Trump’ın isteği ile alındı. Washington Post'un sahibi Jeff Bezos’un aynı doğrultuda köşe yazılarına sansür uygulaması nedeniyle gazetede istifalar yaşandı.

Servet hesabına göre dünyanın en zengin kişisi Elon Musk, seçim boyunca Trump kampanyasına yüz milyonlarca dolar harcadı ve karşılığında hükümet görevlisi oldu. Dolayısıyla Musk’ın sahibi olduğu en büyük sosyal medya platformu X (Twitter) de Trump’ın hizmetine sunuldu.

Bu arada 83 yıldır yayın yapan uluslararası yayın kuruluşu Voice of Amerika (VOA), Trump’ın kararnamesi ile hedef alındı. Yayın kuruluşundaki 1500’e yakın çalışan idari izne gönderildi. Trump’ın “gereksiz” görerek engellemek istediği yedi haber ajansı olduğu belirtildi.

Yukarıda aktarılanlar güncel saldırılar olsa da teknoloji ve medya tekelleri bu tür saldırıları her dönem farklı biçimlerde hayata geçiriyor. Google'ın tüm dünyadaki site trafiklerini etkileyen ve yapay zekayla filtrelemeyi öne çıkaran algoritma değişiklikleri 2022'de başlatıldı. 2024 Ağustos ayındaysa yeni bir güncelleme yapıldı ve Google’ın sayfalarındaki sıralama sonuçlarını ve dolayısıyla bir web sitesinin ulaşabildiği okuyucu sayısını etkileyen faktörler değiştirildi. Bu faktörlerin ne olduğu, hangi haber veya içeriği ön plana çıkarıp hangisini gölgede bıraktığı konusunda hiçbir şeffaflık bulunmazken, güncellemeden dolayı çok sayıda bağımsız medya kuruluşu olumsuz etkilendi. Ziyaretçi sayısı azalan medya kuruluşları reklam alamaz duruma geldi ve ekonomik olarak ayakta kalamaz duruma itildi.

Sansür ve baskıyı aşmak için…

Bağımsız habercilik yapan bir medya kuruluşunun ekonomik nedenlerle kapanmaya zorlanması, haber alma-verme hakkına yönelik bir saldırıdır. Bu durum gerçeklere savaş açmış, çok sesliliğe tahammül edemeyen faşist ve baskıcı rejimlerin politikası olduğu gibi, medya alanındaki tekelleşmenin de sonucudur. Gelinen yerde tüm dünyada habercilik alanında alternatif ve muhalif olanın görünmez kılındığı, hükümet sözcülüğü yapan yayınların öne çıkarıldığı bir işleyiş var. Bu tabloda emekçilerin gerçeğe ulaşabilmesi, manipülasyon ve dezenformasyondan korunması yazık ki kolay değil. Teknoloji ve medya tekellerine hakim faşist anlayışın dayatmalarını parçalamanın yolu söz, basın ve ifade özgürlüğü hakkı için mücadele etmek ve bu mücadeleyi enternasyonal dayanışma ile dünyaya yaymaktan geçiyor.