İşçiler, emekçi kardeşler,
Kürt halkının isyan, direniş ve özgürlük bayramını, Ortadoğu halkları içinse baharın ve dirilişin müjdecisi Newroz’u savaşlar ve katliamların gölgesinde kutluyoruz. AKP-MHP yönetimindeki Türk sermaye devleti, Kürt halkına yönelik kirli savaşı hız kesmeden sürdürüyor. Güney Kürdistan ve Rojava’da çatışmaları tırmandırırken, Türkiye’de de “süreç” manevrası eşliğinde kayyımlarla, gözaltı ve tutuklamalarla terör estiriyor. Silahlı Kürt direnişini tasfiyeden başka bir hedefi olmadığı halde, Kürt hareketinde bir kez daha büyük umutlar ve hayaller yaratan bu son “süreç”, gerici-faşist iktidar tarafından düzen muhalefetini dahi tüm düzen yasalarını ve işleyişini altüst ederek ezmenin fırsatı olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan başta ABD, İsrail ve Türkiye olmak üzere emperyalistler ve bölgesel işbirlikçilerin desteğiyle Suriye’de başa getirilen HTŞ, Aleviler ile azınlık durumundaki halkları kıyımdan geçiriyor. Mazlumlara karşı Dehakların zulmüne rahmet okutan bu cihatçı vahşet çeteleri, emperyalist ve siyonist efendileri karşısında ise “el pençe divan” vaziyetindeler. Siyonist savaş makinası, yine ABD ve Avrupalı emperyalistlerin sınırsız desteğiyle Filistin’de soykırım savaşına devam ederken ya da Suriye topraklarını dilediğince işgal edip bombalarken sözle bile itiraz edemiyorlar.
ABD emperyalizmi ve Batılı ortakları, Irak, Suriye, Libya, Lübnan gibi ülkeleri dilediklerince paramparça etmenin güveniyle, şimdi de tüm askeri güçleriyle yoksul Yemen halkının üzerine çullandılar. Yıllardır Suudiler gibi bölgesel uşakları aracılığıyla yürüttükleri savaşı, “Yemen’i cehenneme çevirme” aşamasına taşıyorlar. Dinci-faşistlerin yönetimindeki siyonist devletin istediği gibi insanlık suçları işlemesi, dilediğince terör estirip işgallerini genişletmesi uğruna tüm bölge halklarına dehşet yağdırmakla tehdit ediyorlar. Alenen sıranın İran’da olduğunu dillendirip, parmak sallıyorlar.
ABD’nin başını çektiği Batılı zorbaların gemi iyice azıya almaları, aslen emperyalist-kapitalist sistemin yaşadığı çok yönlü bunalımın şiddetlenmesinin yansımasıdır. Her yönüyle tıkanan ve savaşsız nefes alamayan emperyalist-kapitalizmin halkalarından her biri kendi cephesinden topyekûn bir emperyalist savaşa hazırlanıyor. Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri bile silahlanma ve militarizme yüz milyarlar ayırıyorlar. Dünyayı toptan kıyamete sürükleyecek iklim ve çevre sorunlarıymış, nükleer savaş riskiymiş artık umurlarında değil. Savaş hazırlığının gerektirdiği devasa kaynaklar, haliyle işçi ve emekçilerin elinde ne varsa almayı zorunlu kılıyor. İşçi ve emekçilerin tüm ekonomik ve sosyal haklarının budanması, çalışma ve yaşam koşulların giderek ağırlaşması, gençliğin geleceğinin karartılması vb.nin arkasında bu var.
Toplumları buna razı etmek içinse ellerinde baskı ve zorbalığın yanı sıra lağım akıtan sermaye medyaları, sendikal bürokrasileri, sermayenin arkasında hizalanan sol maskeli tatlı su çevreleri var. Düzeni aşan örgütlü militan mücadelelerin zayıflığı egemenlerin hala da en büyük avantajını oluşturuyor. Bu sayede, çoktandır her türlü mücadele ve eylemi bastırmanın, demokratik-siyasal hak ve özgürlükleri yok etmenin, polis şiddetini yaygınlaştırmanın adımlarını atıyorlar. Biliyorlar ki kitleleri örgütsüzlüğe ve çaresizliğe mahkum ettiklerinde, kültürel-moral çürümeyi yaygınlaştırdıklarında, maniple etmek daha kolay. Örneğin yerinden yurdundan ettikleri göçmenleri her şeyin günah keçisi haline getirip tepkileri onlara yöneltmek işten bile sayılmaz hale geliyor. Toplumu zapturapt altında savaşa hazırlayacak faşist partilere destek yine bu zeminde büyütülüyor.
Kardeşler,
Emperyalist dünya burjuvazisinin dayattığı bu karanlık gidişat ve barbarlık karşısında çaresiz ve seçeneksiz değiliz. İşçi sınıfı, emekçiler, yoksul halklar, kadınlar ve gençler örgütlü militan mücadeleye yöneldiklerinde, emperyalist-kapitalist barbarlık karşısındaki yegane seçeneğimiz olan devrim ve sosyalizm davası kendi ordusuna kavuşacak, bu vahşet düzeninin ölüm çanları çalmaya başlayacaktır. Çekiciyle zalim Dehak’ın zulüm düzenine son veren Kawa’nın yaktığı Newroz ateşi, biz işçi ve emekçilere her yıl bu mücadelenin, isyan, diriliş ve özgürlüğün zorunluluğunu hatırlatıyor.
Bijî Newroz! Newroz pîroz be!
Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!
Çözüm devrimde, kurtuluş sosyalizmde!
BİR-KAR
21 Mart 2025
* BİR-KAR Newroz bildirisi (PDF)