Belli bir tarihsel ve toplumsal anlamı olan günlerin anılması/kutlanması, dönemin ruhuna göre yapılır. Sınıfsal, toplumsal, ulusal mücadeleyi simgeleyen tarihler konusunda bu bağlantı özellikle belirgindir. Türkiye özelinde bakıldığında 1 Mayıs, 8 Mart gibi günlerin anılması ya da kutlanması, çok belirgin bir şekilde sınıf mücadelesinin düzeyi ve toplumsal muhalefetin gücüne bağlı olarak değişiyor. Newroz’un kutlanması ise, Kürt hareketinin güncel politik tercihleri ve devletle kurduğu ilişkilerin seyrine göre şekilleniyor. Bu dolaysız etkileşim, kuşkusuz ki eşyanın doğasına uygundur. Zira andaki duruş ve tercihler, tarihi günler ve tarihsel referanslara yapılan atıflara da hangi olayın öne alınacağına hangisinin geri plana itileceğine de etki ediyor.
21 Mart Newroz kutlamalarında bu ilişki çok belirgindir. Newroz gününe dair birçok farklı anlatı ya da efsane mevcut. Newroz, farklı halkların kültürlerinde, geleneklerinde kendine özgü anlamlar bulur. O günü kutlarken, ona farklı anlamlar yüklenir. 1980’li yıllarda gelişen Kürt hareketinin düzene karşı devrimci tutum içinde olduğu dönemde kitlesel şekilde kutlanmaya başlanan Newroz hem Kürt halkının coşkusunu yansıtmış hem eşitlik ve özgürlük talebinin yükseltildiği gösterilere sahne olmuştur. Hareketin düzen karşısındaki duruşu bu atmosferin oluşmasında rol oynamış, gelişen mücadele ile Newroz’u baskı ve ayrımcılığa karşı bir direniş günü niteliğine büründürmüştür.
Demirci Kawa’nın zalim hükümdar Dehak’a başkaldırıp, çekiciyle başını ezmesini anlatan efsane ile Kürt hareketinin baskılara, ayrımcılığa ve zorbalığa karşı geliştirdiği mücadele arasında paralellik kurulmuştur. Bunun geniş Kürt halk kitleleri tarafından benimsenmesiyle görkemli Newroz kutlamaları yapılmaya başlanmıştır. Tarihsel bilinç güncel politik bilinci pekiştirmiş, onunla harmanlanmıştır. Anlatı hem Dehakların halen işbaşında olduğunu yalın bir şekilde dile getirir hem tahakküm ve zulümden kurtulmanın tek yolunun direniş olduğu bilincini pekiştirir. Bu anlatının geniş kitleler tarafından benimsenmesi, eşsiz bir coşku ve kendini adamanın “olağan” hale gelmesiyle belirgin hale gelir.
Hareketin düzenle anlaşma arayışına girdiği dönemlerde Newroz’a yüklenen anlam da değişir. Kutlanmasında muhteva değişikliği görülür. Bir dönem gerici düzene karşı direnişin simgesi olan kutlama, başka bir dönemde Kürt halkına baskı ve ayrımcılık dayatan, hatta yeri geldiğinde kirli savaş yürüten devletin temsilcileri kürsüye davet edilir. İmralı teslimiyeti sonrası süreçte bu tercihler yapılmıştı. Kürt hareketinin o dönemki tercihi, Newroz kutlamalarının bir direniş simgesi olmaktan uzaklaşmasına, devlet erkanının iştirak ettiği bir tür panayıra dönüştürülmesi yönündeydi.
Newroz, Kürt halkına mesaj vermenin bir mizansen alanı olarak da kullanıldı. Devletle “çözüm süreci” yürütüldüğünde, Abdullah Öcalan, kritik çağrıları o güne denk getirirdi. Öyle olduğunda Newroz mahiyet değiştirir, düzenle yapılan pazarlığın Kürt halkına benimsetilmesi için bir tür seremoniye dönüştürülür. Öcalan bunu önceki “süreçlerde” de yapmıştı.
2025 yılı Newroz’u öncesinde ilan edilen “yeni süreç”, Kürt hareketi ile dinci-faşist rejim arasında pazarlıkların devam ettiği bir döneme denk geldi. Öcalan’ın ilan ettiği “Manifesto” düzenle bütünleşme sürecinde yeni bir aşamaya işaret ederken, bu yılın Newroz’unda yapılacak çağrının ruhunun da buna göre olması bekleniyor. Bu durumda Kürt hareketi, Newroz kutlamalarına “yeni ‘çözüm’ sürecine endeksli” bir mahiyet biçecektir.
Newroz kutlamaları “yeni sürecin” ruhuna göre planlansa da Kürt halkı yine coşkusunu kuşanarak alanlara çıkacaktır. Haklı olarak hiç güvenmediği dinci-faşist rejimin “bahşedeceği” şeylerle avunmaktan ziyade Newroz ateşleri etrafında halaya durarak özlemlerini, taleplerini dile getirecektir. Burada düzenle anlaşmaya endeksli “resmi program” ile halkın coşku ve taleplerini dile getirmesi arasında doğal ki bir açı oluşacaktır. Zira hareket devrimci zeminde direndiği sürece kitleleri ileri çekerken, düzenle bağını güçlendirme noktasına geldiğinde kitlelerin gerisine düşer. Bu, olayların doğasına tamamen uygun bir durum. Zira siyasal hareketin sistemle anlaşması, halk kitlelerinin sistemden kaynaklı sorunlarını ortadan kaldırmaz.
Kürt halkının bir asırdan beri yaşadığı sorunların hem toplumsal hem ulusal boyutu dikkate alındığında, dinci-faşist rejimle şu veya bu şekilde uzlaşmasının hiçbir koşulu bulunmuyor. Bundan dolayı “resmi Newroz programı” uzlaşmayı esas alsa da Kürt halkı direnişçi duruşunu Newroz alanlarına taşıyacaktır.