Aslolan sınıf mücadelesinin meşruluğudur!

Sermaye sınıfı için hukuka ve yasalara bağlılık kendi sınıf çıkarları ile ters düşmediği sürece bir kuraldır. Şimdi hukuksuzluk ve kuralsızlıktan yakınanların gözden kaçırdığı bu gerçektir. Burjuvazi kendi çıkarlarını her zaman kendi yasalarından üstün tutar.

  • Haber
  • |
  • Basın derleme
  • |
  • 10 Mart 2025
  • 19:00

Antep Organize Sanayi Bölgesi’nde sefalet ücreti dayatmasına ve kötü çalışma koşullarına karşı başlayan iş bırakmalar dalga dalga tüm havzaya yayıldı. Antepli kapitalistler yanan direniş ateşini söndürmek için her şeyi yaptılar. Onların çabaları yeterli gelmeyince yardımlarına alışık olduğumuz gibi sermaye devleti koştu. Önce valilik şehirdeki tüm eylemleri yasakladı. Ardından direnişe öncülük eden BİRTEK-SEN Genel başkanı Mehmet Türkmen, tutuklandı. Böylece işçilerin yaptığı hak arama eylemleri suç kabul edilmiş oldu.

Sefalet ücreti dayatmalarına karşı başlayan haklı ve meşru direnişi ezme çabasının ürünü olan bu tutuklama elbette kabul edilemezdir. Ancak bunda şaşıracak bir şey de yoktur.

Kriz koşulları derinleştikçe göstermelik demokrasi oyununa son verilmektedir. Açlık ve sefalet koşullarına duyulan öfke yaygınlaştıkça hak aramak, taleplerini dile getirmek, dahası bunun için mücadele vermek sermaye düzeni tarafından en azılı suçlu muamelesi görmeye yetmektedir.

Mehmet Türkmen bunun tek örneği değildir. Aralarında DEV TEKSTİL sendikası başkan yardımcısı Fatma Alökmen, TOMİS bölge temsilcisi ve EİB sözcüsü Serdar Gür, yine EİB temsilcilerinden Yücel Memiş ve TMMOB Öğrenci Komisyonu üyesi Rohat Aliş Ayas’ın bulunduğu 4 kişi, zeytin toplamak için gittikleri Didim’de bulundukları evin sahibi ile birlikte gözaltına alınıp tutuklanmışlardı.

3 aylık tutukluluk sürecinin ardından nihayet iddianame ortaya çıktı. İddianame işçilerin örgütlenme faaliyetlerini, söz konusu kişilerin bu faaliyetlerdeki yerlerini, hatta doğrudan sendikal örgütlenme süreçlerini suç ilan edip bu insanların örgüt üyeliğinden cezalandırılmasını istedi. İddialarına delil bulmakta zorlanan savcılık sendikanın mali hesaplarını inceleyerek temsilciliklerden gönderilmiş ya da onlara gönderilen kira ve diğer giderleri örgüte finansman sağlamak amaçlı eylemler olarak kabul etti. Baştan aşağıya işçi eylemleri üzerine kurulu iddianamenin önce suçlu ilan et sonra suçu bul mantığı ile düştüğü komik haller asıl amacın ne olursa olsun sınıf devrimcilerini içerde tutmak olduğunu gösteriyor kuşkusuz. Ama bunda da şaşıracak bir şey yoktur.

Sermaye sınıfı için hukuka ve yasalara bağlılık kendi sınıf çıkarları ile ters düşmediği sürece bir kuraldır. Şimdi hukuksuzluk ve kuralsızlıktan yakınanların gözden kaçırdığı bu gerçektir. Burjuvazi kendi çıkarlarını her zaman kendi yasalarından üstün tutar. 

Ya biz işçiler. Ne zaman bir hak arama peşine düşsek, direniş yapsak, greve çıksak aramızdan bir işçi arkadaş ya da çoğu zaman bir sendikacı hemen söyleyiverir. “Aman arkadaşlar yasaların dışına çıkmayalım” diye. Oysa hepimiz biliriz ki yasalar sermaye sınıfını korumaktadır. Ve yasaların yeterli gelmediği yerde devlet her türlü hukuksuzluğa başvurmada bir beis görmez.

İşçi sınıfının örgütleme, söz söyleme, eyleme geçme hakkının fiilen suç sayıldığı bir ülkede yasal cenderenin içine sıkışarak hiçbir hak elde edilemez. Zaten bu düzende sorun, yaptığınız yasal olması ya da olmaması değil sermaye sınıfının ve onun hizmetindeki devletin size çizdiği zararsız çerçevenin dışına çıkıp çıkmadığınızdır. Mehmet Türkmen’in, Yücel, Serdar, Fatma ve Rohat’ın aştığı çizgi budur.

Bu çizgiyi aşmadan, bu düzenin bütün kurumlarıyla sermaye sınıfına hizmet ettiğini görmeden ve mücadele için gerekli bedeller ödenmeden, değil daha güzel günlere ulaşmak mevcut haklarımızı bile korumak mümkün değildir. İşçi sınıfı, mücadelesindeki meşruluğunun haklılığından geldiğini, haklılığının ise ancak birleşerek kabul ettirilebileceğini bilmelidir. Yücel’in Gemi Söküm eylemi sırasında yaptığı şimdi suç sayılan konuşmada söylediği gibi bu düzende güç kimde ise yasa odur. Ve işçi sınıfı birleştiğinde önünde duracak bir güç yoktur.

Emeğin Kurtuluşu / Sayı: 51