Didim'de tutuklanan sınıf devrimcisi Serdar Gür'ün 8 Şubat'ta yazdığı mektubu yayınlıyoruz...
Gerçekler sessizdir. Hayatın içinde mayalanır. İspata ihtiyaç duymaz. Günlük deneyimlerimiz toplumsal yaşamın içinde açığa çıkan bu gerçekleri tekrar tekrar kavramamızı sağlar. Yalan ve aldatmaca ise bu gerçeklerin üzerini örtmek için egemenler tarafından sürekli kullanılır. Yankı yapar, diğer tüm sesleri boğmaya çalışır. Yalan ve aldatmacalar her gün yeni dayanaklarla örgütlenmeye muhtaçtır. Toplumsal gerçekleri zayıflatmak, bulandırmak ve arka plana itmek için sürekli eleştirilir fakat tüm çabalara rağmen gerçekler tüm basitliği ile onu yaratan şartlar değişmedikçe var olmaya, etkisini artırmaya devam eder.
Günün en büyük gerçeği açlıktır. Türkiye işçi sınıfının büyük bölümü açlık sınırı altında yaşamaktadır. Orta Vadeli Program bu hız ve yıkıcılıkla ilerledikçe yılın geri kalan 11 ayında sınıfımız açlık sınırı altında çalışacaktır. İdeolojik, kültürel hegemonya ve zor aygıtlarının baskısı bu gerçeğin üzerini örtemez. Ocak ayında açıklanan asgari ücret cebe girmeden açlık sınırının altında kalmıştır. Asgari ücret yılın ilk ayında enflasyon altında ezilip 1059 TL erirken, en düşük emekli aylığı 693 TL gerilemiştir. Sadece Ocak ayı enflasyonu 140 ülkenin yıllık enflasyonunu geride bırakmıştır. Rakamları düşürmek, gerçekleri saklamak görevini yerine getiren TÜİK enflasyonu %5.03 olarak açıklarken, bağımsız kuruluş ENAG %8.22 artış hesaplamıştır. Daha trajikomik olan sendikaların açlık ve yoksulluk verileri dışında diyanetin fitre hesabıdır. Fitre, öğünlük 180 TL olarak açıklandı. Dört kişilik ailenin fitre hesabına göre sadece karnını doyurmasının bedeli 21.000 TL.
Yalanın yankısına güvenenler 2024 Aralık ayında enflasyonu % 1 olarak açıklamıştı. Gerçekleşen enflasyon ile zamları hesaplamak yerine öngörülen enflasyon saldırısı ile açlığı garantilemişlerdi. Bir ay içinde 5 kat artan enflasyon ve öngörülen enflasyonun revize edilmesi yatsıya kadar yanan mumun söndüğünü gösteriyor. Yüzde 21 hedefi ile yola çıkanlar ilk ayda % 14 hata payı ile enflasyon tahminini % 24’e çekmiştir.
Kapitalistler için işçinin ertesi güne kadar yaşaması ve işe hazırlanması için gerekli tutar maaştır. Tok, sağlıklı, sorunsuz olmamızı “olabildiğince” isterler. Sermayedarlar için açlık ‘olabildiğince’ devam etmeli ve sürekli hale gelmelidir. Barınma, giyim, eğitim, sağlık gibi en temel insani haklarımız rafa kaldırılmıştır. Ek olarak çalışma şartlarımız “olabildiğince” kötüleşmiştir.
Peki “olabildiğince” nasıl belirlenir?
Hiç kuşku yok ki olabildiğinceyi belirleyen sınıflar mücadelesidir. Olabildiğince açsak, harçlık ücretleri ile çalışıyorsak mücadelemiz zayıf olduğu içindir. Eğer mücadele içinde olursak, fabrikalarda, işyerlerinde birlik halindeysek olabildiğincenin içine istediğimizi ekleyebiliriz. 80 darbesi öncesi ve sonrası düşünüldüğünde, hak ve özgürlüklerimiz kıyaslandığında sınıflar mücadelesinin seyri daha iyi anlaşılacaktır. Demek ki açlık döngüsünü kırmak için mücadelenin seyri değişmelidir.
Açlık ordusu toplumsal yaşamda ağırlığının farkında olarak üretimden gelen gücüne güvenerek hakaret anlamına gelen bu ücretleri değiştirmelidir. Emeğimizin üzerine kurulu zenginlikten payımıza kırıntılar düşmekte ise birlik ve mücadele kaçınılmazdır. Fabrikalarda sorunlarımızı ve çözümleri konuşmak için yan yana gelelim. Fabrika komitelerimizi sadece tartışma platformu değil aynı zamanda fabrika içi hareketi açığa çıkaracak karar zeminleri olarak örgütleyelim. Mücadele talepleri ile olabildiğince açlık ve yoksulluk algısını, saldırısını kıralım. Yalanın ve aldatmacanın yankısına sendikalaşma ile, direniş ile, üretimden gelen gücümüzle cevap verelim.
08.02.2025
Serdar Gür
Burdur Yüksek Güvenlikli Cezaevi
C3- 18