Çeteler, çocuklar ve vahşet- Timur Soykan

Katilin de maktulün de çocuk olduğu vahşetin sonu gelmiyor. Son kurban Mattia Ahmet Minguzzi oldu. Cinayetle ilgili iddianamede 16 yaşındaki B.B.’nin, Mattia Ahmet’i Kadıköy’deki Salı Pazarı’nda adım adım takip edip üç kez saldırdığı anlatıldı. Mattia Ahmet’i kalbinden bıçaklayarak öldüren B.B.’nin tahrik indirimi alacak profesyonellikte ifade vermesi dikkat çekti.

  • Haber
  • |
  • Basın derleme
  • |
  • 05 Mart 2025
  • 11:30

Mattia Ahmet Minguzzi, henüz 15 yaşındaydı. 17 yıl önce Türkiye’ye yerleşen ünlü İtalyan Aşçı Andrea Minguzzi ile çellist Yasemin Akıncılar’ın tek çocuğuydu. Beyoğlu’ndaki Özel İtalyan Lisesi’nin öğrencisi olan Ahmet, kaykay yapıyordu, ders almadan kendi başına elektrogitar çalmayı öğrenmişti. Babası ile yemek yapmaktan keyif alıyordu. Derslerinde başarılı, uyumlu ve neşeli bir çocuktu. Annesi onu, güzel bakışlarının altını çizen gözünün altındaki doğum lekesini öperek severdi.

Kaykay için pazara gittiler

24 Ocak 2025 günü sabaha karşı Beyoğlu’ndaki evlerinden çıktı. Arkadaşı D.A.D ile Kadıköy Hasanpaşa’daki Salı Pazarı’na ulaştıklarında saat 06.30’du. Sabah açılan bit pazarında ithal kaykay parçaları hemen tükendiği için erken saatte gelmişlerdi. Mattia Ahmet burada kaykayı için vida ve yedek tekerlek arıyordu. Aynı gün bir arkadaşıyla kaykay parkında buluşmak için sözleşmişlerdi, arkadaşına hediye olarak bir tişört almıştı. Ahmet ve arkadaşı, bit pazarındaki tezgahların arasında gezerken kalabalığın içinde 16 yaşındaki B.B. ve 15 yaşındaki U.B. yürüyordu.

B.B. ve U.B. arkadaştı, İstanbul’un Anadolu yakasının uzak bir ilçesinde, yoksul arka mahallede büyümüşlerdi. Eğitim ile hayatlarını değiştirme olanakları da hayalleri de yoktu. B.B. çoğu zaman okula gitmiyordu, U.B. ise 9. sınıfta okulu bırakmıştı. Sokak kavgalarının agresif çocuklarıydılar. İstanbul’un arka mahallelerindeki binlerce çocuk gibi suç örgütlerine özenip suça yönelmişlerdi. Suç kayıtları vardı. Yaşadıkları bölgede ‘yeni nesil mafya’ olarak adlandırılan suç örgütleri hakimiyet kurmuştu.

16 yaşındaki B.B’nin ailesi uzun yıllar önce İstanbul’a göç etmişti. Annesi ile babası o 1.5 yaşındayken ayrılmıştı. B.B., babasının yanında kalmıştı ve onu babaannesi büyütmüştü. Yıllardır annesiyle görüşmüyordu. Onu görmek için okulunun önüne gelen annesini saldırıp küfürler ederek kovmuştu. O sabah pazara sadece alışveriş yapmak için gelmemişlerdi.

‘Deşerim seni’ diye bağırdı

Saat 08.00 sıralarında pazardaki kaykay malzemeleri satan tezgahlara bakan Mattia Ahmet, arkadaşı U.K. ile karşılaştı. Çok samimi değildiler, birkaç kez birlikte kaykay yapmışlardı. Mattia Ahmet, D.A.D. ve U.K. ellerinde kaykaylarıyla pazarda dolaşırken B.B. ve U.B yanlarından geçti. B.B., kaykaylarına bakarak ‘Bisiklet çetesi’ diye laf attı. Ahmet ise sakince “Bisiklet değil kaykay. Görüşürüz kardeşim’ dedi. B.B., “Sen kime kardeşim diyorsun” diyerek saldırdı. Ahmet’i iterek “Deşerim seni” diye bağırdı. Esnaf araya girdiğinde B.B. bağırıyordu, Ahmet ve iki arkadaşı ise karşılık vermeden uzaklaşmıştı. Pazarın çıkışına doğru yürüyorlardı.

Tekrar tekrar saldırmış

Tanık ifadelerine göre; B.B. ve U.B. vazgeçmemiş, Mattia Ahmet’in peşine takılmışlardı. Pazardaki 46 numaralı kolonun önüne geldiklerinde B.B. tekrar Ahmet’in karşısına çıktı. “Büyüklerin yanında ne yapıyorsun sen” diye bağırdı ve yumruk attı. Çevredeki pazarcılar tekrar araya girdiler. Mattia Ahmet, D.A.D ve U.K. bu kez hızlı adımlarla oradan uzaklaştı. 49 numaralı kolonun önüne geldiklerinde ise güvenlik kamerasının görüş açısındaydılar. Siyah şişme yelek ve beyaz kapüşonlu sweatshirt giyen B.B., ileriden, tezgahların arasından koşarak onlara doğru geliyordu.

Kameradaki dehşet

Görüntülerde B.B. koşarak gelirken elinde kaykayını tutan Mattia Ahmet, yavaşça yürüyor, saldırganı fark etmiyor. B.B., duraksamadan Ahmet’e arkasından saldırıp bıçağı bacaklarına doğru üç kez savuruyor. Ahmet’in elinden kaykayı düşüyor. Can havliyle bir yumruk savurup kurtulmaya çalışıyor ama bu sırada B.B. bıçağı, Ahmet’in göğsüne üç kez saplıyor. Ahmet acı içinde yere düşerken B.B. son kez bıçağı savuruyor. Geldiği gibi koşarak kaçıyor. Elinde büyük, beyaz bir poşet tutan U.B. ise yerdeki Ahmet’in başına tekme atıyor ve o da koşarak uzaklaşıyor.

Kalbine, akciğerine ve böbreğine isabet eden bıçak darbeleriyle Mattia Ahmet Minguzzi yaralanmıştı. Polisler olay yerine geldiğinde bilinci açıktı. Ambulans ile Göztepe Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’ne götürüldüğünde bilinci kapanmıştı. Hemen yoğun bakıma alındı. Ahmet’e 9 ünite kan verildi.

Kayıtlardan tespit edildiler

Kadıköy Asayiş Büro Amirliği ekipleri, olay yerindeki kamera kayıtlarını inceleyerek saldırganların B.B. ve U.B. olduğunu tespit etti. İkisi de yakalanarak bir gün sonra ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan tutuklandılar.

Olayın hemen ardından Ahmet’in arkadaşı D.A.D, anne Yasemin Akıncılar Minguzzi’yi aramış ve panik içinde “Ahmet’i bıçakladılar, yerde yatıyor” demişti. Hemen hastaneye gelen anne ve baba, tek çocuklarının hayati tehlikesinin olduğunu öğrenmişti. Her gün bir kez yoğun bakımda oğullarını görmelerine izin verildi. Annesi, her sabah saat 10.00’da Ahmet’e çok sevdiği Duman’ın ‘Kufi’ şarkısını açıp saçlarını okşayarak uyanması için yalvardı. Yoğun bakımda tedavi gören, Ahmet gibi bıçakla yaralanmış bir çocuk uyandığında onların da umudu artmıştı.

Ancak 17 gün yaşam savaşı veren Ahmet uyanamadı. 9 Şubat 2025 günü hayatını kaybetti.

B.B. ve U.B.’nin suç kayıtlarının yanı sıra ifadeleri suç deneyimlerini ortaya koyuyordu. İkisi de tahrik ve diğer ceza indirimleri almayı hedefleyen ifadeler verdi. Tanıklarından ifadeleri ile taban tabana zıt konuştular.

‘Tahrik indirimi’ ifadeleri

İddianameye göre; B.B., pazara gezmeye gittiğini söyledi ve şöyle devam etti:

“Anneme ve kız kardeşime küfrettiği için onu bıçakladım. Benden uzun boyluydu. Bıçağı mutfak malzemeleri satan tezgahtan aldım. Tahrik edildiğim için birden çok kez bıçakladım. İlk önce bacağına, sonra koluna bıçak attım. Çocuk yere düştü, yere düştükten sonra bıçaklamadım. U.B.’nin tekme attığını görmedim. Korktuğumuz için kaçtık. Sonra bir araya geldik.”

Tekmenin ‘mazereti’

Mattia Ahmet yerdeyken başına tekme atan U.B. ise ifadesinde kavganın başlama anını görmediğini savundu. B.B.’nin mutfak gereçleri satan tezgahtan bıçak aldığını anlatan U.B. “B.B.’nin 5-6 kez bıçakladığı bu kişinin yere düştüğünü gördüm. Arkadaşım B.B.’yi bıçaklayacağını düşündüğüm için yerdeyken bu kişiye bir tekme attım. B.B. kaçarken bıçağı yere düştü” dedi.

Polisler olay yerinde suç aleti bıçağı bulmuştu. Ahmet’in pantolonunda 6 kesici alet girişi belirlendi.

Mattia Ahmet’in hayatını kaybetmesinden 22 gün sonra tamamlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporu yer aldı. Ahmet’in kalbi ve akciğerindeki bıçak yaralarının ölümcül olduğu anlatılan raporda “Kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı kot kesisi ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği kanaatine varılmıştır” denildi.

24 yıla kadar hapis istemi

İddianamede B.B. ve U.B.’nin ‘Çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan 18’er yıldan 24’er yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Soruşturmada B.B.’nin bıçağı pazardaki bir tezgahtan aldığına dair ifadesi doğrulanamadı. Sanıkların alacakları cezayı azaltmak için bu yönde ifade verdiğine yönelik şüphe var. B.B.’nin bıçağı yanında taşıyıp taşımadığının belirlenmesi için soruşturma devam ediyor.

Mattia Ahmet’in öldürüldüğü anın görüntüleri Türkiye’yi dehşete düşürmüşken sosyal medyadaki bazı paylaşımlar öfkeyi büyüttü. Sanıkların cezaevinden görüntülü görüşme yaptığı sırada çekilmiş ekran fotoğrafının altına “Aslan kardeşim elbet bir gün”, “Kurban olduğum az sabır”, “Allah büyük dostum, elbet”, “Bir gün her şey düzelecek” şeklinde yorumlar yazılmıştı.

Bu vahşet, Türkiye’de ‘suç ve çocuk’ gerçeğini bir kez daha gündeme taşıdı.

Aslında son dönemde çok sık bir şekilde bu gerçekle yüzleşiyoruz.

Emir de öldürüldü

İstanbul’dan başka bir korkunç örnek:

16 yaşındaki Emir Koçhan, İstanbul Sarıyer’deki Ayazağa Mahallesi’nde 17 Ağustos 2024 günü dövülerek öldürülmüştü. Çocukların motosiklet kullandığı Helikopter Pisti mevkiindeki saldırının nedeni; Emir Koçhan ve arkadaşlarının ‘Ayazağa kedileri geliyoruz’ şeklindeki bir duvar yazısı önünde fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşmasıydı.

Emir Koçhan’ı öldürmek suçlamasıyla tutuklanan çocuklardan ikisi 15, biri 16 diğeri 17 yaşında. Sanıklardan birinin son bir yılda 7 suç kaydı var. 16 yaşındaki Y.Ş, ortaokul mezunu. Ehliyetsiz kullandığı motosikletle tekel bayiinde paket servisi yapıyor. 17 yaşındaki İ.C. de Y.Ş. ile aynı yerde ehliyetsiz motosiklet kullanarak paket servisinde çalışıyor. 15 yaşındaki Ş.A. ortaokul mezunu, otolastikçide çalışıyor. 15 yaşındaki F.A.T. ise lise öğrencisi. Hepsi İstanbul’a göç etmiş ailelerin, İstanbul’un yoksul mahallelerinde doğmuş çocukları.

Bölgede yaşayanlar, çocukların motosikletlerle geldiği Helikopter Pisti mevkiindeki boş alanda çok sık kavgalar yaşandığını, çocukların çeteleştiğini ifade ediyor.

Çete bağlantısı var mı?

Bu şiddet sarmalı her geçen gün büyüyor. Mattia Ahmet ve Emir Koçhan cinayetlerinin faillerinin suç örgütleriyle bağlantıları konusunda resmi tespitler yok. Ancak sosyal medya paylaşımları ve bazı ifadeler bu ihtimalin güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

Ülkede özellikle son 15 yıldır suç örgütlerinin meşrulaştırıldığı ve popülerleştirildiği bir süreç yaşandı. İstanbul’un arka mahallelerinde, dar gelirlilerin yaşadığı ilçelerde yeni nesil mafya örgütlenmeleri ortaya çıktı.

Barış Boyun, Daltonlar, Redkitler, Anucurlar, Gündoğmuşlar, Casperlar, Çirkinler ve daha nice suç örgütü, insan kaynağı konusunda hiç sıkıntı çekmedi. 15-20 yaş arasında çete faaliyetlerine katılanlara iddianamelerde bile dikkat çekiliyor.

Çetelerin çocuk üyeleri

Son olarak Barış Boyun çetesiyle ilgili hazırlanan iddianamede savcı ‘yeni nesil suç örgütleri’yle ilgili şu tespitleri yapmıştı:

• Suç örgütü, örgüt üyelerini 15-20 yaşlar aralığındaki çocuk ve gençlerden seçiyor.

• Bu gençler bilgisayar oyunlarıyla yetişti. Sokak suç şebekelerini anlatan internet tabanlı dizilerden çok etkileniyorlar. Bu dizilerden kendilerine rol model seçiyorlar.

• Suç örgütü liderleri sosyal medyadan meydan okuyup intikam yeminleri ediyor. Instagram ve Tiktok üzerinden canlı yayınlar açarak örgütü sempati kazandırıyorlar. Gençler bu video ve fotoğraflardan etkilenerek örgüte dahil oluyor.

• 15-20 yaş aralığındaki şahıslar, ülke içerisinde ‘Kamikaze Dronu’ gibi kullanılıyor.

• Örgüt lideri ve örgüt adına şarkılar yazdırıp klipler çektirerek 15-20 yaşlarındaki çocuk ve gençlere çok rahat ulaşıyorlar.

• Takım taraftar gruplarını himaye altına alarak, tribünlerde örgüt adına yaptırdıkları atkıları açtırarak isimlerini duyuruyorlar.

• Bu tetikçiler hiçbir ayrım gözetmeden silahlı eylem gerçekleştiriyor.

• Bu örgüt üyeleri aracılığıyla örgütlerin korkutucu gücü çok arttı. Semt semt, sokak sokak örgütleniyorlar.

• Bilinen yeraltı gruplarına taşeronluk ve tetikçilik yaparak büyüyen bu gruplar, büyük gruplara kafa tutacak güce ulaşıyor.

Son yıllarda bu suç örgütlerinde yer alan çocuk ve gençlerin katil ya da maktul olduğu çok sayıda olay yaşandı. Özellikle çalıntı, plakasız motosikletlerle silahlı saldırılar, cinayetler gerçekleştirildi. Hatta 18,19, 20’li yaşlarda suç örgütü üyesi şahıslar Yunanistan, Gürcistan gibi ülkelerde öldürüldü. Toplu katliamların kurbanı oldular.

14 yılda iki kat artış

İstatistikler de suça sürüklenen çocuk sayısında büyük artışı gözler önüne seriyor. 14 yılda suç işleyen çocuk sayısı iki kat arttı. 2010 yılında 83 bin 393 olan suça sürüklenen çocuk sayısı 2023’te 178 bin 834’e çıktı. Bu çocukların işlediği 3 suçtan ikisini yaralama ve hırsızlık oluşturuyor. 2023’te 8 bin 752 çocuk, uyuşturucu suçundan soruşturuldu.

Çocuk suçlarındaki artışta metamfetamin yaygınlaşması da etkili oluyor. 2021’de Türkiye’de 5 ton 528 kilo metamfetamin yakalanmıştı. 2023’te 21 ton 912 kilo metamfetamin ele geçirildi. Bu istatistik, uyuşturucunun sokaklardaki artışını gözler önüne seriyor. Binlerce kişi bu suçtan besleniyor.

Gelir uçurumundaki çocuklar

Türkiye’de her geçen gün derinleşen gelir adaletsizliği, suçun artışında önemli bir etken olarak görünüyor. Dar gelirli insanların yaşadığı pek çok mahallenin yanı başında artık gökdelenler, lüks siteler var. Buranın yakınında yaşayan çocuklar, hem günlük hayatlarında hem de sosyal medyada şahit oldukları zenginliğe imrenirken aynı zamanda öfke biriktiriyor. Bu öfke, politik bilincin oluşmadığı toplumda çocukları çetelere yöneltiyor. Zenginlik hayalleriyle ölümcül yollara giriyorlar.

Toplumsal değerler erozyonundaki ülkede her kanaldan köşeyi dönmenin kestirme yolları da pompalanıyor. Bunun sınırsız şovunda büyüyen çocuklar için eğitim, emek manasızlaşıyor.

Üstelik eğitimin özelleştirildiği, eğitimde fırsat eşitliğinin yok edildiği ülkede dar gelirli muhitlerdeki çocukların bütün çıkış yolları kapatıldı. İçinde bulundukları eğitim koşullarında sömürü düzeninin kurbanı olmuş ailelerin döngüsünü kırma umutları da yok edildi.

Zorunlu eğitim denetimsiz

Türkiye’de 12 yıl zorunlu eğitim olmasına karşın hem Mattia Ahmet hem de Emir Koçhan cinayetindeki bazı faillerin ortaokuldan sonra eğitime devam etmedikleri görülüyor. Zorunlu eğitimin denetlenmediği görülüyor.

Çocuk suçlarındaki artışın, göç, ayrımcılık, işsizlik gibi çok sayıda nedeni var. Buna karşı etkin bir proje geliştirilmediği gibi kayıp kuşakların gözden çıkarıldığı karanlık her geçen gün büyüyor.

BirGün / 05.03.25