AB’nin yıllık Suriye konferansının dokuzuncusu 17 Mart’ta Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlendi. Konferansa AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas başkanlık yaptı.
Konferansın ardından X sosyal medya hesabından açıklama yapan Kallas, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile diğer uluslararası paydaşlarının Suriye’ye 5,8 milyar euro yardım taahhüdünde bulunduğunu duyurdu. Bu yardımın “kritik geçiş döneminde Suriye’ye destek olacağını ve sahadaki acil ihtiyaçlara yanıt vereceğini” söyledi. Böylece Kallas, AB’nin Şam’daki cihatçı terör rejiminin arkasında olduğunu ve cihatçı-faşist katillerle aynı safta durduğunu ilan etmiş oldu.
AB, cihatçı terör rejimiyle yeni sayfa açıyor
Önceki toplantılara Suriye’den kimse davet edilmiyordu. Oysa, Beşar Esad liderliğindeki Baas yönetimi cihatçı değildi. Suriye’de yaşayan halklardan hiçbirine soykırım yapmıyordu. Ama en önemlisi, Tel Aviv’deki soykırımcı Netanyahu rejimi ile HTŞ gibi cilveleşmiyordu. Onun için olmalı, AB emperyalistlerinin “kriterlerine” göre “affedilmez düşman” listesinin başında yer alıyordu.
Şimdi ise durum değişmiş görünüyor. Avrupalı şık hanımlar, cihatçı terör rejiminin “dışişleri bakanı” Esad Hasan Şeybani adlı zatı aralarına alıp fotoğraf çektiriyorlar. Hiç utanmadan Alevi soykırımı yapan, insanları sokaklarda yakan, evleri talan eden, bebek yaşlı ayrımı yapmadan katliam yapan bir rejimin temsilcisiyle poz veriyorlar.
HTŞ temsilcilerinin konferansa katılımı, cihatçı-faşist rejimin “uluslararası meşruiyetinin pekiştirilmesi açısından önemli bir adım” olarak değerlendiriliyor. Buna göre toplantı, “Suriye’nin savaş sonrası döneme girdiğinin ilk önemli işaretlerinden biri” oldu.
Bu yorumlar, Suriye gerçekliğinin değil AB emperyalistlerinin kaba sahtekarlığının göstergesi olabilir. Zira Alevi katliamı devam ederken savaş sonrasına girildiğini iddia etmek, tam bir utanmazlıktır. Dahası, cihatçı terör rejiminin suçlarını örtme suçuna ortak olmaktır. AB şeflerinin HTŞ elemanlarıyla samimi pozlar vermesi, mezhepsel kimliğe dayalı vahşi katliamlar yapan bir rejime meşruluk sağlayamaz. Ancak AB şeflerinin insani ve ahlaki açıdan nasıl dipsiz bir çukurda debelendiklerini gösterir.
Bu arada cihatçı terör rejiminin arkasında duran, sahil kentlerinde devam eden Alevi katliamının sponsoru olan dinci-faşist Erdoğan rejimi, AB’nin Suriye’ye uyguladığı ambargoyu kayıtsız şartsız kaldırmasını talep ediyor. AB şefleri geçtiğimiz Ocak ayında ambargoyu gevşetmeye başlamışlardı. Alevi katliamının ardından cihatçı terör rejimine verdiği desteği artıran AB, HTŞ siyonistlerin Suriye topraklarını işgaline itiraz etmediği sürece, bu desteği sürdürecektir. Çünkü Alevi katliamı AB şeflerini ilgilendirmiyor. Zira onlar İsrail’deki dinci-faşist rejimin Gazze’de yaptığı soykırıma da tam destek veriyorlar. Yani bu konuda sicilleri kirli.
Kısacası, bugünlerde Gazze’de soykırım savaşını yeniden başlatan Netanyahu’nun arkasında duranlar, iğrenç katliamlar gerçekleştiren Colani’nin de arkasında durmakta bir sorun görmüyorlar. Alevi katliamı sürerken, bu soykırımcılar “demokrasinin kalesi” Brüksel’de kabul görüyorlar.
AB şeflerinin sergilediği bu tutum, emperyalist-kapitalist sistemin siyasi temsilcilerinin ikiyüzlülük ve riyakarlıkta sınır tanımadıklarının ibret verici yeni bir örneğidir.