Gerici-faşist rejimin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni (İBB) hedef alan saldırılarla tırmandırdığı baskı ve zorbalık, kitlesel eylemlerle protesto edilmişti. Eylemlere dönük polis saldırılarında ve ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alınıp tutuklanmıştı.
Ömer İbrahimoğlu’nun Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haberine göre, İstanbul’da tutuklanan 213 kişi hakkında jet hızıyla iki ayrı iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, tutuklanan gençler hakkında "Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama" iddiasıyla 6’şar aydan 3’er yıla kadar hapis cezası istendi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Sezer Barış Çobanoğlu, gözaltı ve tutuklama süreçlerinin yasalara aykırı oluğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Müvekkillere ilişkin bilgileri güvenlik şube polislerinden almaya çalıştık. Bir süre sonra bir liste verildi. Bu listede gözaltına alınanların birçoğunun adli kontrol şartıyla serbest bırakılacağı açıklandı ve liste ailelerin bulunduğu koridora asıldı. Listedekilerin yüzde 90’ının serbest bırakılacağı görüldüğü için aileler, yakınlarını almak için dışarı çıktı. Ancak uzun süre beklenmesine rağmen bırakılan olmadı. Bunun üzerine tekrar savcılıktan bilgi almaya çalıştık ancak yine muhatap bulamadık. Memurlardan aldığımız bilgiyle adli kontrolle bırakılacak olan 73 kişi ile ilgili savcının fikrinin değiştiği ve tamamının tutuklamaya sevk edildiğini öğrendik. Akabinde de çoğu tutuklandı.”
Savcının fikir değiştirmesinin yasa dışı olduğunu ve talimatla gerçekleştiğini vurgulayan Çobanoğlu tutuklama kararlarının da kopyala yapıştır bir şekilde alındığını belirtti. Çobanoğlu, tutuklama terörüne ilişkin sözlerine şöyle devam etti:
“Her hakimin tutuklama gerekçesi yazması lazım. Yani ‘kaçma şüphesi var’ diyorsanız, bunun gerekçelendirmelisiniz. Ancak ilgili kararlar bunların tamamından yoksun, ezbere verilen kararlardı. Müvekkillerim ve diğer meslektaşlarımın müvekkillerinin dosyalarına baktığımızda, suçlamaya dayanak bazı görüntülerin vesaire olmasını bekliyorduk. Ancak dosyalarda gördüğüm kadarıyla suç işlediğine dair bir tespit yok. Bu savcılık tarafından da iddia edilmiş değil. Yapılan yegane suçlama ‘Valiliğin yasaklama kararı var. Siz neden Saraçhane’ye gittiniz, kimlerin talimatıyla gittiniz?’ şeklindeki sorular üzerinden suç üretilmiş. Yani sadece Saraçhane’de bulunmak suç olarak değerlendirilmiş.”