KESK’e bağlı Eğitim Sen, eğitim-öğretim yarıyıl açılışına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Açıklamada Kartalkaya Katliamı ve 6 Şubat depremlerine değinilerek şu ifadelere yer verildi:
“Eğitim kurumları, sadece eğitim-öğretimin sürdürüldüğü yerler değil, aynı zamanda çocukların ve eğitim emekçilerinin günlerinin büyük bir kısmını geçirdiği alanlar olması nedeniyle bu alanların deprem ve yangın gibi felaketlere ne kadar hazır olduğu, dolayısıyla can güvenliği açısından ne kadar güvenilir olduğu tartışmalıdır.”
Açıklamanın devamında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e şu sorular yönetildi:
“-Türkiye’deki tüm ortaokul ve lise düzeyindeki kaç okulda yangın merdiveni bulunmaktadır?
-Depreme dayanıksız olduğu bilinen kaç okul binası hâlâ aktif olarak kullanılmaktadır?
-Yangın merdiveni olmayan okulların sayısı kaçtır? Bu okullara neden gerekli düzenlemeler yapılmamıştır?
-Mevcut yangın merdivenlerinin kaçının kullanımı güvenlidir? Kaç tanesi yönetmeliklere uygundur?
-Deprem güçlendirme çalışmaları tamamlanmadan eğitim-öğretimin sürdürüldüğü kaç okul bulunmaktadır?
-Bu okullarda eğitim gören öğrencilerin, öğretmenlerin ve diğer çalışanların can güvenliği nasıl sağlanacaktır?
-Yangın ya da deprem gibi bir felaket yaşandığında sorumluluk kimin olacaktır? İhmaller nedeniyle meydana gelebilecek olası can kayıplarının hesabını kim verecektir?”
“Güvenli binalarda eğitim için birlikte mücadeleye!”
Açıklamanın devamında, bugüne kadar birçok okulda yaşanan yangın ve çökme olaylarında sorumluluğun velilere ve öğretmenlerin üzerine yıkıldığına dikkat çekilerek şu talepler sıralandı:
“-Türkiye’deki tüm okulların güvenli olup olmadığına dair şeffaf bir denetim yapılmalı ve sonuçları kamuoyuna açıklanmalıdır.
-Yangın merdiveni bulunmayan ve depreme dayanıksız okullar derhal kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
-Riskli okullarda yapılan eğitim-öğretim faaliyetleri derhal durdurulmalı, öğrencilerin güvenli binalarda eğitim-öğretim görmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.
*Yangın ve deprem güvenliği için merkezi bütçeden ihtiyaç kadar bütçe ayrılmalı, eğitim kurumları ranta göre değil, can güvenliğine öncelik verilecek şekilde düzenlenmelidir.
*Bolu Kartalkaya’da yaşanan felaket sonrasında yapılması planlanan psikolojik destek çalışmaları sadece yangında hayatını kaybeden öğrencilerin okullarıyla sınırlı kalmamalı, Türkiye genelinde kapsamlı bir psikososyal destek planlaması yapılmalıdır. Bunun için öncelikle ülke genelinde, öğretmenlere travma sonrası öğrenci davranışlarını anlama ve doğru müdahalede bulunma eğitimleri verilmelidir. Travmaların etkilerinin uzun vadeli olabileceği göz önünde bulundurularak, söz konusu psikososyal destekler uzun süreli olarak yapılmalıdır.”
Açıklama “eğitim emekçileri ve velilerimizi çocuklarımızın güvenli binalarda eğitim alabilmesi için birlikte mücadeleye davet ediyoruz” denilerek sonlandırıldı.