Makina Mühendisleri Odası Öğrenci Üye Kurultayı’na;
Merhaba Dostlar,
Sizlere muhtemelen kurultayı sonrasında ulaşacak olan bu mektup, kurultay sürecinde ve sonrasında başarılar dilemek adına kaleme alınmıştır. Burada bulunan tüm dostlarla birlikte sizlere en içten selamlarımızı gönderiyoruz.
Her geçen gün daha net gördüğümüz üzere, ekonomik krizden çıkış reçeteleri, emekçilere yüklenmiş daha fazla vergi yükünü, TÜİK enflasyonunun dahi altında kalan maaş zamlarını ve yok edildiği alım gücünü içeriyor. Tüm bu sürecin, toplum nezdinde yutulmasını yardımcı olmak adına; bir yandan soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar sürdürülürken; bir yandan da odalara, sendikalara vb. kayyım atamasının önü açılıyor.
Eminim ki tüm bu süreci, topluma ve öğrencilere yansımalarını, öğrenciler ile yan yana gelme, birlikte hareket etme araç ve olanaklarını, geçmişte olduğu gibi bugün de tartışıyorsunuz. Zira Oksijenin böylesine azaldığı bir atmosferde TMMOB’nin üzerine düşen; tüm toplumla birlikte soluk alıp vermekten başka bir şey değildir.
Buradan takip edebildiğimiz kadarıyla çeşitli üniversitelerdeki öğrencilerin yemekhane zamlarına karşı gerçekleştirdikleri eylemler devam ediyor. Bu elbette şaşırtıcı değil.
Tarih, ekmeği elinden alınanların, sefaletle mahkûm edilenlerin mücadele deneyimleri ile dolu. Sizlerle bu deneyimlerin oldukça mütevazı bir örneğini paylaşmak isterim.
Bir belediye kurumunda öğrencilere sağlanan ücretsiz öğle yemeğinin bir tatil dönüşü kaldırılması ile oluşan yas havası, kapıdan yemek sorup dönenlerin de etkisiyle oldukça ağırlaşmıştı.
Hepimiz öğrencilerin temel yaşamsal ve eğitim ihtiyaçlarının kamu bütçelerinden- kamu harcamaları tarafından karşılanması gerektiğine hem fikiriz. Toplanan vergiler ve ayrılan ödenekler daha gerekli neye harcanabilir ki?
Ancak Marx’ın da belirttiği üzere; "Fikirler, hiçbir şeyi hayata geçiremez. Fikirleri hayata geçirmek için, pratik kuvvet uygulayabilecek insanlara ihtiyaç vardır.” (Kutsal Aile, Sol Yayınları, Ankara 1996 / s. 182)
Oradan yemek yiyen birkaç yüz öğrenciye karşılık bir düzine öğrenci ile bir araya geldik. Pek yaratıcı değildik. Mail kampanyalarının, bildiri ve afişlerin sonrasında belediyeden gelen görüşme talebi üzerine birkaç arkadaşımızı bürokratik temaslarda bulunmak üzere görevlendirerek uğurladık.
Görüşme, bir yetkilinin start-up şirketlerine ve genç girişimcilere verdikleri destekleri konu alan bir sunum ile başladı. (Sanırım kamu kaynaklarının izini sürmeyi başarmıştık.)
Tabii, bizlerin hiçbir zaman şirket sahibi olamayacak şanssız bir azınlık (!) içerisinden özellikle seçildiğimizin fark edilmesi uzun sürmedi.
2. bölümde sosyal etkinlikleri, organik çiftlikleri dinliyorduk ki hemşirelik okuyan arkadaşımız daha fazla dayanamayarak “kaldırılan öğle yemeği için orada bulunduğumuzu” belirtti. Sesi buz gibiydi. Yetkili arkadaşımıza bölümünü sorduktan sonra son kozunu da masaya sürdü. “Geçtiğimiz ay” dedi, “Tam 3 tane hemşire alımı yaptık.”
Neoliberal argümanların açlık karşısındaki çaresizliği ve belediyenin içinde bulunduğu karmaşanın etkisiyle birkaç gün içerisinde yemek dağıtımı başladı. İlk gün, bir arkadaşımız sandalyeye bir kâğıt koyarak üzerine çıktı ve “Bizler” dedi, “önümüze yemek konulunca eski güzel günleri yad etmeyeceğiz; değiştirme gücü bizdedir, bunun için mücadele edeceğiz. Bu yiyeceğimiz en iyi yemeklerden biri, çünkü bunun için bir hayli çaba harcadık. Afiyet olsun.”
Orada yaşananlar böylece son bulmadı elbette, sonrasında olanlar belki başka bir yazının konusu olur. Sonuç olarak yazılacaklar bitmedi ve tarihin sonu henüz gelmiş değil. Açlık ordusunun ekmeksizleri ekmeğe doyurma yürüyüşü sürüyor.
ROHAT ALİŞ AYAS
Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı C.İ.K
C3/16