Depremin ikinci yılında…

Aileler hesap sormaya devam ediyor!

Bölük pörçük böylesi yığınla mücadele var. Ortaklaştırabilince daha güçlü olacağız. Zira hesaplaşma alanı çok büyüktür. Ve bu hesaplaşmada kaybeden taraf muhakkak 6 Şubat depremlerinde bizleri beton mezarlara gömen, çadır dahi satan rant ve vurgun düzeninin tarafı olmalıdır.

  • Haber
  • |
  • Güncel
  • |
  • 06 Şubat 2025
  • 15:00

Antakya'da kurulan Adalet Peşinde Aileleri Platformu, Maraş depremlerinin ardından sorumluların yargılanması için mücadelesini sürdürüyor. Depremde yakınlarını kaybeden Avukat Eren Can, Döne Kaya ve Zeynel Nihadioğlu Kızıl Bayrak’a yaşanan süreci aktardı ve taleplerinin altını çizdi…

Can: Sorumlular ceza almıyor

Antakya'da yıkılan Rana Apartmanı'nda annesi Hatice Can ve babası Mithat Can’ı kaybeden platform üyelerinden Avukat Eren Can mücadelelerine ilişkin şunları ifade etti:

“Depremin üzerinden 2 yıl geçti ancak adalet sağlanmadı. Halen yargılamalar ağır aksak ilerliyor. Sorumlular ceza almıyor. Dosyalarda soruşturması ceza davasına dönmemiş, bilirkişi raporu hazırlanmamış binalar mevcut. Davaları yeni açılan dosyalar var. Antakya özelinde yargılamalar çok ağır ilerliyor. İlerlemiş olsa bile çok adil bir karar verilmiyor. Az sayıda kişiye ceza verilip olay biraz soğutulmak isteniyor. En önemlisi kamu görevlileri, aslında bu işin asıl yetkilileri, neredeyse hiç soruşturulmadı. Kamu görevlilerine açılmış dava sayısı çok çok çok az. Biz bu nedenle tüm sorumluların olası kastla öldürmeden yargılanması gerektiğini hem de silsile halinde kamu görevlilerinin üstten aşağıya doğru sorumluluklarının tespit edilip yargılanmalarını ve ceza almalarını talep ediyoruz. Bunun için de mücadele ediyoruz.”

Kaya: Duruşmalar sürüncemede bırakılıyor

Antakya Fuat Koku Sitesi'nde annesini, kız kardeşini, ağabeyi ve yeğenini kaybeden Döne Kaya şunları ifade etti:

“Bu 2 yıllık süreçte çok yıpratıldık. İlk yılın sonlarına doğru davalar açılmaya başlamıştı. Biz Adalet Peşinde Aileleri Platformu olarak 40 davaya bakıyoruz. Kararı çıkmış yaklaşık 15 apartman var. 18 yıl gibi cezalar veriliyor ancak biz bu cezaları kabul etmiyoruz. Sorumluların olası kast ile yargılanmasını istiyoruz. Aynı hataları yapıp yeni ölümlere sebebiyet vermelerini istemiyoruz. Duruşmalar sürüncemede bırakılıyor, sürekli erteleniyor, ek bilirkişi raporları isteniyor. Zaten ilk raporların hepsi kopyala-yapıştırdı. Dolayısıyla sanık ve müştekiler yeni bilirkişi raporları istedi. O yüzden de süreç devam ediyor.

Kamu görevlilerinin yargılanmasına başlanmadı. Kamu görevlilerinin yargılanmasına izin çıkmasını da bekliyoruz. Sadece 47 kamu görevlisi için izinler çıktı ama çoğunun iddianamesi hazır değil.”

Müteahhit ile kamu görevlisi dosyalarının ayrı ilerlediğine dikkat çeken Kaya “Çıkan cezalar kabul edilebilir değil” dedi. Sanıkların mahkemelerde pişkince işsiz kaldığını, en iyi kaliteden malzeme kullandığını iddia ettiğini belirten Kaya “En iyi şekilde yapılmış olsaydı binalar yıkılmazdı” dedi. Kaya “adaletin” verilen cezalarla gelmeyeceğini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Adalet, depremlerde ölmediğimizde gelecek. Çünkü biliyoruz, gerekli tedbirler alındığı zaman ölmüyoruz. 6 Şubat depremlerinden sonra Japonya’da aynı şiddette yaşanan depremde kimsenin burnu kanamaması bunun en iyi örneği.” 

Kaya sözlerini “Bu yargı sistemi istediğimiz adaleti sağlayana kadar ailelerimize verdiğimiz sözü tutacağız ve mücadele etmeye devam edeceğiz” diyerek tamamladı. 

Nihadioğlu: Tek bir yol var, fiili mücadele

Antakya’da depremden bir hafta sonra asker ve polis işkencesine uğrayan ve daha sonrasında OTOKOÇ şoförü Selim Çamdibi’nin arabasıyla çarpması sonucu hayatını kaybeden Tahsin Nihadioğlu’nun kardeşi Zeynel Nihadioğlu yaşanan süreci şu şekilde aktardı:

“6 Şubat depremlerinden 1 hafta sonra Antakya Defne Elektrik Mahallesi’ndeki doğup büyüdüğü ağır hasarlı evinden çıkarken “şüpheli” olduğu gerekçesiyle asker ve polis tarafından ağır işkenceye maruz kalan, ardından yine depremzedeler tarafından işkencecilerin elinden alınan Hatay Büyükşehir Belediyesi çalışanı kardeşim Tahsin Nihadioğlu işkencecilerin aracını fotoğraflamayı başarmıştı. Basına açıklama yaptıktan ve kamuoyu oluşturduktan sonra koç holdinge bağlı OTOKOÇ şoförü Selim Çamdibi’nin lüks aracıyla çarpması sonucu yaşamını yitirmişti. Neredeyse üzerinden 2 yıl geçmek üzere. Bir tek kişi hakkında dahi dava açılmadı. Tam tersi işkence ile ilgili Hatay Valiliği daha henüz pek kimsenin ifadesi alınmamışken “Kovuşturmaya yer yoktur” dedi. İşkenceye tanık olanların önemli bir kısmının ifadesi tüm ısrarlara rağmen alınmıyor. Halen alınmıyor. İşkencecileri nasıl koruduklarını bunun için nasıl çaba sarf ettiklerini net görebiliyoruz. Tüm taleplerimizin nasıl alay edilircesine reddedildiği kamuoyunu gözü önündedir. Örnek verecek olursak polis telsizlerinin dinlemesine ilişkin talebimiz karşılık ‘polislerin telsizleri hangi birim tarafından dağıtıldığı tespit edilemedi’ şeklinde cevap vermişlerdir. Aynı şey OTOKOÇ’un aracının çarpması için de geçerlidir. Topboğazı Jandarma karakolu karayollarına ait kamera kayıtlarına dahi kendi görev alanında olmamasına rağmen o kamera burayı görmez demiş, ona göre savcılığa rapor sunmuştur. ‘Tanık yok’ dedi, ‘görüntü yok’ dedi. Ama buna rağmen kardeşim için yüzde yüz kusurlu raporu çıkardılar. Demem o ki hukuksal alan bitmiştir. Zira kendi belirledikleri hukuk dahi onlar söz konusu olduğu zaman hoyratça görmezden gelinmektedir. 

‘Yaşananlar devletin deprem suçları kapsamındadır’

Peki ne yapacağız? Önümüzde tek bir alan kalıyor, fiili mücadele. Başka herhangi bir seçenek yok. Hukuksal sürecin ilerleyişini dahi bu mücadele belirleyecek. Hatay Adliyesi, İHD, Adalet Bakanlığı önü yaptığım basın açıklamaları ve diğer faaliyetler sürecin bir nebze olsun duyulmasını sağladı. 2 yıldır yaşananlar devletin deprem suçları kapsamındadır. Bölük pörçük böylesi yığınla mücadele var. Ortaklaştırabilince daha güçlü olacağız. Zira hesaplaşma alanı çok büyüktür. Ve bu hesaplaşmada kaybeden taraf muhakkak 6 Şubat depremlerinde bizleri beton mezarlara gömen, çadır dahi satan rant ve vurgun düzeninin tarafı olmalıdır.”

Kızıl Bayrak / İstanbul