“Bıçak kemikte”*

Mesele tek fabrikada hak aramak değil, mesele ülkenin talanına dur diyecek bilince ulaşmak olmalı. İşçi sınıfının tarih sahnesine çıkışı ancak bu siyasal bakışla mümkündür. Artık yeter diyen yumruklar havaya kalkmalı.

  • Haber
  • |
  • Güncel
  • |
  • 26 Şubat 2025
  • 14:30

Tutuklu sınıf devrimcisi Yücel Memiş yazdı...

Asgari ücret, emekli maaşı derken sefaletin boyutu arttıkça artıyor. İktidar ve medyası yalanlar üzerine kurulu düzenle bu yağma düzeninin güzellemesini yapıyor hala. Aslında ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek kendi modeli ile iflası itiraf ediyor. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan şahlanan ekonominin gerçeğini, emekli maaşlarının yük olduğu gerekçesiyle itiraf ediyor. Ülkenin borç faizi 1.6 trilyonu geçmişken yeni ekonomi politikaları emekçilerden umudunu çalmak oluyor. 2025 sanayi vergi dilimleri, hazine garantili yolların, köprülerin, tünellerin tüm ödemelerini emekçilerin sırtına yıkıyor. Yani ekonominin tek mantığı var yerli ve yabancı sermayeye dikensiz gül bahçesi inşa etmek. Mehmet Şimşek yeniden tuttu İngiltere’nin kapitalist baronlarının yolunu. Ne isteyecek? Para! Ne karşılığında? Açlık sınırına razı olmuş, örgütlenme hakkı işsizlik sopası ve geçim derdi ile elinden alınmış milyonlarca emekçi ve basın açıklamasından öteye gidemeyen STK‘lar vaadiyle.

Kağıt üzerinde bir ekonomi modeli ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın yoksulluk gerçeğini değiştirmiyor. Mehmet Şimşek MÜSİAD toplantısında itiraf ediyor “enflasyonu arttıran şeylere zam yapmıyoruz.” Yani açıklaması şu teker patladı, yokuş aşağı gidiyoruz ama kapıların kilidi hala sağlam korkmayın… 

Olan işçiye, emekçiye oluyor diyor. Mesela “huzur hakkı” adı altında alınan çifte maaş, 3-4 farklı devlet kurumunda olup hepsinden ayrı ayrı maaş alanlar, SGK‘yı dolandıran bakanlar, vergisi sıfırlanan beşli çeteler ve teşvik alan kodamanlar… Bununla da bitmiyor saray ve saraya yakın kim varsa kimse lüksünden, itibarından tasarruf etmiyor. Sadece sarayın elektriği 1200 asgari ücretlinin maaşı ediyor. Makam araçlarının bolluğu bu ülkede sosyal yardımlar kadar ediyor. Kimse bu israftan söz etmiyor. Ama ekonomi Bakanı Vedat Işıkhan bu ülkede 14 bin TL alan emekliler için yük diyor. Günde bir simide talim eden, sabahı park köşelerinde akşam eden emeklilere yük diyor.

Oysa saraydaki zat sürekli “SGK zarar ediyordu sayemizde kar etti” diyordu. Cumhuriyet tarihinin en düşük ücretleri verilirken bu kar nereye kimlerin cebine gidiyor? Peki ya talan edilen kamu fabrikaları ne uğuruna satıldı ve zararı yine emekçiye ödetildi? Bu durum o şahlanan ekonominin iflası değil de nedir? Ne diyordu şair “Bıçak kemikte! Topraklar yağmalanmış umut hacizde” diyordu. “Yahu bu ne uyku uyan da silkelen” diyordu. 

“Bıçak kemikte!” 22.104 TL alan milyonlar için bıçak kemikte, 14.000 TL alan emekliler için “bıçak kemikte”. 

Eğitim hakkı, yemek hakkı gasp edilen, eğitimin peşkeş çekildiği yerde öğrenciler için “bıçak kemikte”. 

Her gün sayısı artan çocuk ölümleri, çocuk tacizleri yüzünden çocuklarımız için “bıçak kemikte”. 

Ölümü her an ensesinde hisseden kadınlar için “bıçak kemikte”.

Yani giderek yoğunlaşan bir eksen içinde çürüyen bizler için “bıçak kemikte”. 

Hesap sorulmayan bir sermaye düzeni, bütçesi sorgulanmayan bir saray düzeni, isyan edilmeyen yağmaya dayalı bir ekonomi modeli ülkeyi iflasa götürüyor ama yalnızca bizler için. Polonez, Lezita, Fernas deyip geçmeyin her direniş ve mücadelenin sesi daha gür çıkmalı. Ocak zamlarının yaratacağı her tepki bu yağmacı düzene yönlendirilmeli. Mesele tek fabrikada hak aramak değil, mesele ülkenin talanına dur diyecek bilince ulaşmak olmalı. İşçi sınıfının tarih sahnesine çıkışı ancak bu siyasal bakışla mümkündür. Artık yeter diyen yumruklar havaya kalkmalı. 

*Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şiiri

Yücel Memiş

Burdur Yüksek Güvenlikli Hapishanesi

C3-15