Mesleki eğitimde öğrencilerin iş güvenliğinden yoksun bir şekilde ucuz iş gücü olarak sömürülmesi anlamına gelen MESEM projesine tepkiler devam ediyor.
AKP iktidarının “MESEM” ısrarı ise sürüyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, MESEM’in “sürdürülebilir kalkınmada hayati konumda” olduğunu söyledi. MESEMleri öven konuşmasında ise şunları kaydetti:
"Mesleki ve teknik eğitimde öğrencilerimizin potansiyelini ortaya çıkarmak, özel yeteneklerini ve becerilerini tespit edip erken dönemde farkındalık oluşturmak için 'Herkesin Bir Mesleği Olmalı' anlayışıyla yeni adımlar attık. Sektörel iş birliklerimiz, beceri temelli eğitim yaklaşımımız ve genişleyen erişim imkanlarımızla mesleki ve teknik eğitimi güçlendirmeye devam edeceğiz."
Milli Eğitim Bakanı’nın süslü sözlerine rağmen gerçekte MESEMler çocuk emeğinin ucuza sömürülmesi anlamına geliyor. MESEM programı kapsamında 1,5 milyon öğrenci bulunuyor. Bu öğrencilerden 300 bini ise 18 yaşın altında. MESEM bünyesinde öğrenciler, haftada bir gün okula gidiyor, dört gün ise iş yerlerinde çalıştırılıyor. Çalıştıkları işletmelerin sayısına göre çocuklar asgari ücretin %15-30’u arasında değişen ücretler alıyor.
Sermayedarların genç iş gücünü değerlendirmenin yanı sıra MESEMler konusunda bu kadar istekli olmalarının bir diğer sebebi neredeyse ceplerinden hiç para çıkmaması. Çünkü sigorta primleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor. Ayrıca MESEM bünyesinde çocuk işçi çalıştıranlara teşvik ödeniyor.
Çocuk işçiler çok düşük ücretlerin yanı sıra alabildiğine kötü koşullarda çalışmaya mahkûm ediliyor.
İSİG Meclisi'nin verilerine göre 2023-2024 eğitim öğretim döneminde MESEM’lerde çalışan 9 çocuk iş cinayetleri sonucu hayatını kaybetti.
Dün Vehbi Koç “Meslek lisesi memleket meselesi” demişti. Bugün sermaye sınıfının temsilcileri ise MESEM’lerin “sürdürülebilir kalkınmada hayati konumda” olduğunu söylüyor. Kapitalistler her daim çocuk emeğinin sömürüsünden beslenmeyi sürdürüyor.